Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi davasında, bir eşin diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yaptığı devirler TMK m. 229 uyarınca tasfiyeye eklenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2010/17563 K. sayılı kararında, bu devrin katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığı sabit olsa bile, 'tapunun iptal ve tesciline karar verilemeyeceği', sadece 'tasfiyede bedelinin hesaba katılacağı' belirtilmiştir. Bu kararın hukuki gerekçesi nedir? Katılma alacağı hakkının 'ayni' bir hak değil, 'şahsi' bir alacak hakkı olması, bu sonucun doğmasında nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159805

Bu kararın hukuki gerekçesi, katılma alacağı hakkının niteliğiyle doğrudan ilgilidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlere edinilmiş mallar üzerinde 'ortak mülkiyet' veya başka bir 'ayni hak' tanımaz. Mal rejimi devam ederken, her eş kendi adına kayıtlı olan malın tek başına malikidir ve üzerinde tek başına tasarruf yetkisine sahiptir. Diğer eşin hakkı, malın mülkiyetine yönelik bir hak değildir. Diğer eşin hakkı, ancak mal rejiminin sona ermesiyle (boşanma, ölüm vb.) doğan, tasfiye sonucu ortaya çıkacak 'artık değerin yarısı' üzerindeki 'şahsi nitelikte bir alacak hakkı'dır. Bu temel ayrım, Yargıtay kararının mantığını oluşturur: - Ayni Hak - Şahsi Hak Farkı: Eğer katılma alacağı bir ayni hak olsaydı, malın mülkiyeti üzerinde doğrudan bir etkisi olurdu ve eşin rızası olmadan yapılan devir, bu ayni hakkı ihlal ettiği için tapunun iptali istenebilirdi (tıpkı aile konutu şerhi gibi). Ancak katılma alacağı, sadece bir 'para alacağı' hakkı olduğu için, malın mülkiyetine doğrudan bir müdahale imkanı vermez. - TMK m. 229'un Amacı: Kanun koyucu, bu durumu öngörerek TMK m. 229'u düzenlemiştir. Bu madde, yapılan devir işlemini 'geçersiz' sayarak tapuyu iptal etme yolu öngörmez. Bunun yerine, geçerli olan bu devir işleminin yarattığı malvarlığı eksilmesini, 'sanki o mal hala malvarlığında mevcutmuş gibi değerini hesaba katarak' telafi etme yolunu seçmiştir. Yani, kanun bir 'hesaplama tekniği' öngörmüştür. Mal, üçüncü kişide kalmaya devam eder, ancak onun devir tarihindeki (veya tasfiye anındaki) değeri, devreden eşin malvarlığına eklenir ve diğer eşin alacağı bu yüksek değer üzerinden hesaplanır. Bu, alacaklı eşin hakkını, mülkiyetin istikrarını ve iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını (eğer varsa) dengeleyen bir çözümdür. Sonuç olarak, katılma alacağının 'şahsi bir alacak hakkı' olması, devredilen mal üzerinde ayni bir etki yaratmasını engeller. Bu nedenle, devir işlemi geçerli kabul edilir ve tapu iptaline karar verilemez; sadece devredilen malın 'değeri', bir alacak hesabı olan tasfiye hesabına dahil edilir. (İlgili metin: katilma-alacagini-azaltma-kastiyla-mallarin-devredilmesi, İlgili Karar: Y2HD 2010/16339 E., 2010/17563 K., İlgili Kanun: TMK m. 218, m. 229, m. 239)