5651 sayılı Kanun, internet ortamındaki belirli suçlar (çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, fuhuş vb.) için erişimin engellenmesi kararının, soruşturma evresinde hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilebileceğini düzenlemektedir. Bu durum, henüz kovuşturma aşamasına geçilmemişken, masumiyet karinesi altındaki bir içeriğe veya siteye karşı ağır bir tedbir olan 'erişimin engellenmesi'nin uygulanmasını mümkün kılmaktadır. Bu düzenlemenin, 'ifade ve basın özgürlüğü' ile 'masumiyet karinesi' karşısındaki durumunu, korunmak istenen hukuki yararın (çocukların korunması, kamu ahlakı) üstünlüğü açısından değerlendiriniz. Savcıya tanınan bu yetkinin, 24 saat içinde hakim onayına sunulma şartı, yeterli bir hukuki güvence midir?
Bu düzenleme, farklı anayasal hak ve ilkeler arasında hassas bir denge kurma çabasının ürünüdür ve bu denge tartışmaya açıktır. - İfade Özgürlüğü ve Masumiyet Karinesi Açısından: Erişimin engellenmesi, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Henüz bir mahkeme kararıyla suç olduğu kesinleşmemiş bir içeriğe erişimin, soruşturma aşamasında bir savcı kararıyla engellenmesi, masumiyet karinesini zedeler ve bir tür 'ön sansür' niteliği taşıyabilir. Bu, demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün korunması ilkesiyle çelişki yaratır. - Korunan Hukuki Yararın Üstünlüğü Açısından: Diğer yanda, kanunda sayılan suçlar (çocuk istismarı, müstehcenlik, uyuşturucuya özendirme vb.), toplum ve özellikle çocuklar için yarattığı tehlike ve zarar potansiyeli çok yüksek olan suçlardır. Kanun koyucu, bu türden 'açık ve yakın tehlike' arz eden içeriklerin yayılmasının önlenmesini, ifade özgürlüğünün soyut korunmasından daha üstün bir kamu yararı olarak görmüştür. Bu suçlarda, içeriğin yayılmasının yaratacağı zarar, genellikle geri döndürülemez niteliktedir. Bu nedenle, hızlı ve etkin bir müdahale için soruşturma aşamasında dahi bu tedbirin alınması öngörülmüştür. Savcıya tanınan yetkinin 24 saat içinde hakim onayına sunulma şartı, bu yetkinin keyfi kullanımını önlemeyi amaçlayan önemli bir hukuki güvencedir. Bu, savcının tek başına ve denetimsiz bir şekilde süresiz bir engelleme yapmasını engeller. Kararın hukuki denetimi, kısa bir süre içinde de olsa bir yargı merciine (hakime) bırakılmıştır. Bu güvence, tek başına mükemmel olmasa da, korunmak istenen üstün yarar ile ifade özgürlüğü arasında bir denge kurmaya yönelik makul bir mekanizmadır. Ancak bu yetkinin, sadece kanunda sayılan çok sınırlı ve açıkça tehlikeli suçlar için ve istisnai olarak kullanılması, orantılılık ilkesinin bir gereğidir. (İlgili metin: erisimin-engellenmesi, İlgili Kanun: 5651 s. K. m. 8)