Bir davanın konusuz kalması durumunda, mahkeme esas hakkında karar vermese de, 'davanın açıldığı andaki haklılık durumuna göre' yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında bir karar verir. 'davanin-konusuz-kalmasi' metnindeki Yargıtay kararında, Bölge Adliye Mahkemesi, davanın konusuz kalmasına davacının dava açtıktan sonra Kuruma yaptığı başvuru üzerine Kurumun yaptığı tescil işleminin neden olduğunu, bu nedenle 'dava açılmasına davacının sebebiyet verdiğini' belirterek yargılama giderlerini davacı üzerinde bırakmıştır. Bu 'dava açmaya sebebiyet verme' kavramı, yargılama giderlerinden sorumluluğun belirlenmesinde nasıl bir rol oynar? Bir davacının, dava açmadan önce ilgili kuruma başvurma gibi bir yükümlülüğü yerine getirmemesinin, davayı kazansa veya dava konusuz kalsa bile yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına neden olmasını, hukuki ve hakkaniyet açısından değerlendiriniz.
'Dava açmaya sebebiyet verme' kavramı, HMK m. 312/2'de zımnen ve HMK m. 327'nin genel ruhunda yer alan, yargılama giderlerinden sorumluluğun belirlenmesinde kullanılan önemli bir hakkaniyet ilkesidir. Kural olarak, davada haksız çıkan taraf yargılama giderlerini öder (HMK m. 326). Ancak bazen bir taraf, davayı esastan kazansa bile, davanın açılmasına kendi kusurlu veya ihmalkar davranışı ile neden olmuş olabilir. Bu durumlarda mahkeme, hakkaniyet gereği, davayı kazanan tarafı dahi yargılama giderlerinin bir kısmından veya tamamından sorumlu tutabilir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi'nin mantığı şudur: Davacı, sigortalılık tescili için dava açmadan önce Kuruma başvurmamıştır. Eğer dava açmadan önce Kuruma başvursaydı ve elindeki prim kesinti belgesini sunsaydı, Kurum belki de bu tescil işlemini dava açılmasına gerek kalmadan yapacaktı. Davacı, bu 'ön idari başvuru' yolunu tüketmeden doğrudan dava açarak, devletin (Kurum ve mahkemeler) gereksiz yere masraf yapmasına ve emek harcamasına neden olmuştur. Dava sırasında yaptığı başvuruyla istediği sonucu alması da, bu işlemin dava açılmadan da yapılabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, davanın açılmasına 'sebebiyet veren' taraf davacıdır ve bu yüzden yargılama giderlerinden sorumlu olmalıdır. Hukuki ve hakkaniyet açısından bu yaklaşım doğrudur. Bir kişinin, uyuşmazlığı daha basit ve masrafsız bir yol olan idari başvuru ile çözme imkanı varken, bu yolu denemeden doğrudan dava açması, usul ekonomisine aykırıdır ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Kanun koyucu ve yargı, kişileri öncelikle uzlaşma ve idari çözüm yollarını denemeye teşvik eder. Bu yolları tüketmeden dava açan bir kişinin, sonuçta haklı çıksa bile, bu 'gereksiz' davanın masraflarına katlanması, adil bir sonuçtur. Bu, 'önce ihtar et, sonra dava aç' veya 'önce kuruma başvur, sonra dava aç' şeklindeki genel hukuk prensibinin bir yansımasıdır. (İlgili metin: davanin-konusuz-kalmasi, İlgili Kanun: HMK m. 312, m. 326, m. 327)