HMK m. 119'da dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. 2013/11881 K. sayılı Yargıtay kararında, 38 kişilik bir dahili davalı listesi sunan ancak adreslerini bilemediğini belirten vekile mahkemenin, adresleri bulması için verdiği bir haftalık kesin sürenin ve süre sonunda davanın açılmamış sayılması kararının hatalı bulunmasının temelinde, 'davacının ihmali'nin olmaması yatmaktadır. Bu kararı, HMK m. 31'de düzenlenen 'hakimin davayı aydınlatma ödevi' ile birlikte değerlendiriniz. Hakimin, tarafların tek başına elde edemeyeceği bilgileri (adres tespiti gibi) kamu kurumlarından re'sen sorması, taraflarca hazırlanma ilkesine bir müdahale midir, yoksa bu ilkeyi tamamlayan bir unsur mudur?
Yargıtay kararının temelinde, davacının 'elinden geleni yapmış olması' ve adres tespiti gibi bir konunun artık onun bireysel çabasını aşan, devletin olanaklarıyla çözülebilecek bir duruma gelmiş olması yatmaktadır. Bu durum, 'hakimin davayı aydınlatma ödevi' (HMK m. 31) ile doğrudan ilişkilidir. Taraflarca hazırlanma ilkesi (HMK m. 25), davanın maddi vakıalarını ve delillerini getirme yükümlülüğünü taraflara yükler. Ancak bu ilke, mutlak ve sınırsız değildir. Özellikle taraflardan birinin, kendi kusuru olmaksızın, ulaşamayacağı veya elde edemeyeceği bir bilgi veya belge söz konusu olduğunda, adil bir yargılamanın sağlanması için hakimin devreye girmesi gerekir. Hakimin davayı aydınlatma ödevi, taraflarca hazırlanma ilkesine bir 'müdahale' değil, o ilkenin eksik kaldığı veya adaletsiz sonuçlar doğuracağı durumlarda onu 'tamamlayan' ve 'dengeleyen' bir unsurdur. Adres tespiti, bu durumun tipik bir örneğidir. Modern devlette, vatandaşların adres bilgileri MERNİS gibi merkezi sistemlerde tutulmaktadır ve bu bilgilere erişim, mahkemeler için basit bir idari işlemken, bireyler için zordur veya imkansızdır. Mahkemenin, davacıya 'git 38 kişinin adresini bir haftada bul' demesi, ondan fiilen imkansızı istemektir. Oysa mahkeme, bu isimleri ilgili nüfus müdürlüğüne veya emniyete bir müzekkere ile sorarak çok daha kolay ve kesin bir şekilde tespiti sağlayabilir. Yargıtay'ın kararı, hakimin pasif bir gözlemci olmadığını, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için, tarafların gücünün yetmediği noktalarda, elindeki kamusal yetkiyi kullanarak sürece yardımcı olması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu, hak arama özgürlüğünün fiilen kullanılabilmesini sağlayan modern bir usul hukuku anlayışıdır. (İlgili metin: hmk-madde-9-turkiyede-yerlesim-yerinin-bulunmamasi-halinde-yetki, İlgili Karar: Yargıtay 14. HD 2013/11881 K., İlgili Kanun: HMK m. 25, m. 31, m. 119)