Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) düzenlenen 'üçüncü kişinin fiilini üstlenme' (taahhüt etme) sözleşmesi (TBK m. 128) ile 'üçüncü kişi yararına sözleşme' (TBK m. 129) arasındaki temel farkları, tarafların konumu, borcun niteliği ve hukuki sonuçları açısından karşılaştırınız. Bir inşaat şirketinin, bir arsa sahibine 'Ben komşu parselin sahibi olan Bay X'i ikna edip, onun da arsasını sana satmasını sağlayacağım' şeklindeki taahhüdü ile 'Ben bu arsayı Bay X adına satın alıyorum, tapuyu ona devredeceksiniz' şeklindeki beyanı arasındaki hukuki farkı bu iki sözleşme tipi açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159794

Bu iki sözleşme tipi, üçüncü bir kişinin hukuki durumunu etkilemekle birlikte, yapı ve sonuçları itibarıyla birbirinden tamamen farklıdır. Farklar şunlardır: 1) Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme (TBK m. 128): - Tarafların Konumu: Sözleşme, taahhüt eden ile lehtar (muhatap) arasında kurulur. Üçüncü kişi (fiili gerçekleştirmesi beklenen), sözleşmenin tarafı değildir ve bu sözleşmeden dolayı bir borç altına girmez. - Borcun Niteliği: Taahhüt edenin borcu, üçüncü kişinin belirli bir fiili (bir sözleşme yapması, bir şeyi vermesi vb.) gerçekleştirmesini sağlamaktır. Bu bir 'sonuç borcu' değil, bir 'garanti borcu'dur. Taahhüt eden, üçüncü kişinin o fiili yapacağını garanti eder. - Hukuki Sonuç: Eğer üçüncü kişi, beklenen fiili gerçekleştirmezse, taahhüt eden sözleşmeye aykırı davranmış olur. Lehtar, üçüncü kişiyi o fiili yapmaya zorlayamaz. Lehtarın tek hakkı, taahhüt edenden bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan 'zararının tazminini' (menfi zarar) istemektir. Örnek: 'Bay X'i ikna edip arsasını satmasını sağlayacağım' taahhüdü, tipik bir üçüncü kişinin fiilini üstlenmedir. Eğer Bay X satmazsa, inşaat şirketi arsa sahibinin bu yüzden uğradığı zararı (örn. kaçırdığı fırsat, yaptığı masraflar) ödemekle yükümlü olur. 2) Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme (TBK m. 129): - Tarafların Konumu: Sözleşme, vaat eden (borçlu) ile vaat ettiren (alacaklı) arasında, 'üçüncü bir kişi (lehtar)' yararına kurulur. - Borcun Niteliği: Vaat edenin (borçlunun) borcu, edimi doğrudan üçüncü kişiye ifa etmektir. - Hukuki Sonuç: Bu sözleşme, üçüncü kişiye 'doğrudan bir alacak hakkı' kazandırır. Üçüncü kişi, bu hakkı kullanmak istediğini borçluya bildirdikten sonra, edimin kendisine ifa edilmesini bizzat talep ve dava edebilir. Örnek: 'Ben bu arsayı Bay X adına satın alıyorum, tapuyu ona devredeceksiniz' beyanı, tipik bir üçüncü kişi (Bay X) yararına sözleşmedir. Burada arsa sahibi (vaat eden), tapuyu doğrudan Bay X'e (üçüncü kişi) devretme borcu altına girer. Bay X, bu devri doğrudan arsa sahibinden talep edebilir. Temel fark, ilkinde üçüncü kişinin bir borcu veya hakkı doğmazken, ikincisinde üçüncü kişi doğrudan bir 'alacak hakkı' kazanır. (İlgili metin: tbk-borc-iliskisinin-hukumleri, İlgili Kanunlar: TBK m. 128, m. 129)