'savunma-hakkinin-kisitlanmasi' metninde, sanığın duruşmadan bağışık tutulması (vareste tutulma - CMK m. 196) bir istisna olarak belirtilmiştir. Vareste tutulma kararının hukuki sonuçları nelerdir? Vareste tutulan bir sanığın yokluğunda, delillerin tartışılması veya esas hakkında mütalaanın verilmesi gibi önemli usuli işlemler yapılabilir mi? Bu işlemlerin yapılması durumunda, sanığın müdafiinin duruşmada hazır bulunmasının, sanığın savunma hakkının kısıtlandığı iddiasını ortadan kaldırıp kaldırmayacağını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159781

Vareste tutulma (CMK m. 196), sorgusu yapılmış olan sanığın, talebi ve mahkemenin kabulü üzerine, sonraki duruşmalarda hazır bulunma yükümlülüğünden kurtulmasıdır. Hukuki sonucu, sanığın yokluğunda duruşmaya devam edilebilmesidir. Ancak bu, sanığın tüm haklarından feragat ettiği anlamına gelmez. Vareste tutulan bir sanığın yokluğunda delillerin tartışılması veya esas hakkında mütalaanın verilmesi gibi önemli usuli işlemler yapılabilir. Ancak bu durumda, sanığın savunma hakkının kısıtlanmaması için, vekili olan müdafiinin mutlaka duruşmada hazır bulunması ve sanık adına savunma yapması gerekir. Sanığın müdafiinin duruşmada hazır bulunması, kural olarak sanığın savunma hakkının kısıtlandığı iddiasını ortadan kaldırır. Çünkü müdafi, sanığın hukuki temsilcisi ve yardımcısıdır; onun adına delillere karşı beyanda bulunabilir, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapabilir. CMK, bu gibi durumlarda müdafiin varlığını, sanığın yokluğunu telafi eden bir güvence olarak kabul etmiştir. Ancak bu kural mutlak değildir. Bazı istisnai durumlarda, müdafiin varlığına rağmen savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilebilir. Örneğin: - Sanığın bizzat dinlenmesi gereken bir durum ortaya çıkmışsa (örneğin, yeni bir delil veya tanık beyanı sanığın kişisel bir açıklamasını gerektiriyorsa) ve mahkeme sanığı çağırmadan yargılamaya devam ederse. - Müdafiin, sanıkla görüşmeden ve talimat almadan, sanığın aleyhine sonuç doğuracak kritik bir beyanda bulunması veya bir haktan vazgeçmesi durumunda. - Sanığın, vareste tutulma kararından sonra, belirli bir duruşmaya bizzat katılmak istediğini bildirmesine rağmen, bu talebinin mahkemece makul bir gerekçe olmaksızın reddedilmesi durumunda. Kısacası, kural olarak vareste tutulan sanığın haklarını müdafii kullanır ve bu bir kısıtlama değildir. Ancak sanığın şahsen bulunmasının mutlak zorunlu olduğu istisnai hallerde, müdafiin varlığı tek başına yeterli olmayabilir. (İlgili metin: savunma-hakkinin-kisitlanmasi, İlgili Kanun: CMK m. 196, m. 149)