HMK m. 196, bir tarafın gösterdiği delilden vazgeçmesini karşı tarafın 'açık iznine' bağlamıştır. Bu 'açık izin' şartı nasıl yorumlanmalıdır? Karşı tarafın, vazgeçme beyanına sessiz kalması, zımni bir izin olarak kabul edilebilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/12305 K. sayılı kararında, davalı tanığının dinlenmesinden vazgeçilmesine davacı tarafın 'açıkça muvafakat etmemesi'nin bozma nedeni sayılması, bu kuralın uygulanmasındaki katılığı nasıl göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159780

HMK m. 196'daki 'açık izin' şartı, lafzi olarak yorumlanmalıdır. Bu, karşı tarafın delilden vazgeçilmesine rıza gösterdiğini, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, açık ve net bir irade beyanıyla (sözlü olarak duruşma zaptına geçirtmek veya yazılı olarak dilekçe sunmak suretiyle) ortaya koyması gerektiği anlamına gelir. Karşı tarafın, vazgeçme beyanına 'sessiz kalması', zımni bir izin olarak kabul edilemez. Usul hukukunda, kural olarak sükut (sessiz kalma) ikrar veya kabul anlamına gelmez. Özellikle bir haktan vazgeçme veya bir usuli işleme izin verme gibi önemli konularda, iradenin açıkça beyan edilmesi esastır. Hatta karşı tarafın 'itiraz etmiyorum' şeklindeki beyanı dahi, 'açıkça izin veriyorum' ile aynı güçte sayılmayabilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararı, bu kuralın uygulanmasındaki katılığı ve önemini net bir şekilde göstermektedir. Olayda davalı, tanığından vazgeçmiş, davacı ise bu vazgeçmeye 'muvafakat etmediğini' açıkça belirtmiştir. Buna rağmen mahkemenin tanığı dinlememesi, doğrudan HMK m. 196'nın ihlali olarak görülmüş ve tek başına bir bozma nedeni sayılmıştır. Bu karar göstermektedir ki; - Bir delil bir kez dosyaya girdiğinde, kamusallaşır ve taraflardan birinin tek taraflı iradesiyle dosyadan çıkarılamaz. - Karşı tarafın izni, istisnai bir durumdur ve bu iznin varlığı şüpheye yer vermeyecek şekilde 'açık' olmalıdır. - Sessiz kalma veya itiraz etmeme, 'açık izin' olarak yorumlanamaz. - Hakimin, bir tarafın vazgeçme beyanı üzerine, diğer tarafa bu konudaki rızasını açıkça sorması ve cevabını zapta geçirmesi usuli bir zorunluluktur. Bu katı uygulama, delillerin karartılmasını önleyerek, mahkemenin maddi gerçeğe tüm deliller ışığında ulaşmasını sağlama amacına hizmet eder. (İlgili metin: hmk-madde-196-delilden-vazgecme, İlgili Karar: Y9HD 2015/2339 E., 2016/12305 K., İlgili Kanun: HMK m. 196)