İşçinin ücretinin 20 günden fazla gecikmesi halinde İş Kanunu m. 34'e göre 'iş görmekten kaçınma' hakkı vardır. Bu hakkın kullanımı, bir 'grev' olarak nitelendirilebilir mi? Maddenin, bu eylemin 'grev olarak nitelendirilemeyeceği' yönündeki açık hükmünün ardındaki hukuki mantık ve bu nitelendirmenin pratik sonuçları (örneğin, grev oylaması, kanun dışı grev yaptırımları vb. açısından) nelerdir?
İşçinin ücreti ödenmediği için iş görmekten kaçınması, bir 'grev' olarak nitelendirilemez. Grev, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda tanımlandığı üzere, 'işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmaları'dır. Grevin temel amacı, genellikle toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde veya bir hak uyuşmazlığında işverene karşı ekonomik bir baskı kurmaktır ve çok sıkı usul kurallarına (karar alma, bildirim, grev oylaması vb.) tabidir. İş Kanunu m. 34'teki açık hükmün ardındaki hukuki mantık, bu iki eylemin 'amaç' ve 'hukuki dayanak' bakımından tamamen farklı olmasıdır. - Amaç Farkı: Grevin amacı işverene baskı kurarak bir menfaat elde etmek veya bir hakkı kabul ettirmektir. Ücreti ödenmeyen işçinin çalışmamasının amacı ise, işverenin temel bir borcunu (ücret ödeme borcu) yerine getirmemesine karşı, işçinin de kendi temel borcunu (iş görme borcu) ifa etmekten kaçınmasıdır. Bu, Borçlar Hukuku'ndaki 'ödemezlik defi' (TBK m. 97) ilkesinin iş hukukuna yansımasıdır. İşçi, bir hak talep etmek için değil, karşı taraf borcunu ifa etmediği için kendi borcunu askıya almaktadır. - Hukuki Dayanak Farkı: Grev hakkı, Anayasa ve 6356 sayılı Kanun'dan doğan kolektif bir haktır. İş görmekten kaçınma ise, İş Kanunu m. 34'ten doğan bireysel bir haktır. Bu Nitelendirmenin Pratik Sonuçları: Bu eylemin grev sayılmamasının çok önemli pratik sonuçları vardır: 1) İşçiler, grev için aranan karmaşık prosedürlere (sendika kararı, grev oylaması, bildirim süreleri vb.) uymak zorunda kalmazlar. 2) İşçilerin bu eylemi, 'kanun dışı grev' olarak nitelendirilemez ve işveren bu nedenle işçilerin sözleşmelerini haklı nedenle feshedemez. 3) İşveren, kanun dışı grevde olduğu gibi, greve katılan işçilerin yol açtığı zararların tazminini talep edemez. Kısacası, kanun koyucu, ücreti ödenmeyen işçinin bu meşru ve temel hakkını, grevin ağır usul ve yaptırımlarından korumak için bu açık ayrımı yapmıştır. (İlgili metin: maasi-odenmeyen-iscinin-haklari-nelerdir, İlgili Kanunlar: İş Kanunu m. 34, 6356 s. Kanun, TBK m. 97)