İnançlı işlem ile muvazaa (özellikle nispi muvazaa) kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır. Bir kişinin, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını bir arkadaşına 'satış' olarak göstermesi (ancak gerçekte hiçbir devir iradesi olmaması) ile borcuna teminat olarak taşınmazını arkadaşına 'satış' yoluyla devretmesi (ancak borç ödenince geri alma anlaşmasıyla) arasındaki temel hukuki fark nedir? Bu iki işlemden hangisi geçersizdir, hangisi geçerlidir? Bu ayrımın, davanın tarafları ve ispat kuralları üzerindeki etkilerini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159774

Bu iki işlem arasındaki temel hukuki fark, tarafların 'gerçek iradeleri'nde yatmaktadır. 1) Alacaklıdan Mal Kaçırma (Muvazaa): Burada tarafların gerçekte bir mülkiyet devri yapma iradesi yoktur. 'Satış' işlemi sadece görünüştedir (muvazaalı işlem) ve asıl amaç, malı alacaklıların takibinden kaçırmaktır (gizli amaç). Taraflar arasında mülkiyetin gerçekten devredildiğine dair bir irade uyuşması yoktur. Bu nedenle, görünüşteki satış işlemi, irade fesadı nedeniyle Borçlar Kanunu uyarınca 'kesin olarak hükümsüz'dür. Bu işlem, alacaklılar veya taraflar tarafından her zaman ileri sürülebilir ve işlemin geçersizliği tespit ettirilebilir. Dava, 'muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil' davasıdır. 2) Borca Teminat Olarak Devir (İnançlı İşlem): Burada tarafların mülkiyeti 'geçici ve amaçsal' olarak devretme yönünde ciddi ve gerçek bir iradeleri vardır. Devir işlemi görünüşte değil, gerçektir. Ancak bu devir, inanç sözleşmesi adı verilen bir iç ilişkiyle, yani 'borç ödenince geri iade etme' borcuyla sınırlanmıştır. İnançlı işlem, kanuna karşı hile teşkil etmediği sürece Yargıtay içtihatları ile 'geçerli' kabul edilen atipik bir sözleşmedir. Bu işlemde tapu iptali, işlemin geçersizliğine değil, inanç sözleşmesinin (geri verme borcunun) yerine getirilmemesine dayanır. Dava, 'inançlı işlem nedeniyle tapu iptali ve tescil' davasıdır. Ayrımın Sonuçları: - Geçerlilik: Muvazaalı işlem baştan itibaren geçersizken, inançlı işlem geçerlidir. - Dava Sebebi: Muvazaada dava sebebi işlemin geçersizliği iken, inançlı işlemde dava sebebi sözleşmeye aykırılıktır (geri vermeme). - İspat: Muvazaa iddiası üçüncü kişiler (alacaklılar) tarafından her türlü delille ispatlanabilirken, inançlı işlem iddiası taraflar arasında kural olarak yazılı delille (veya delil başlangıcı + tanık) ispatlanmak zorundadır (1947 tarihli İBK). Bu ayrım, davanın hukuki temelini ve ispat rejimini tamamen değiştirdiği için hayati öneme sahiptir. (İlgili metin: inancli-islem-inanc-sozlesmesi)