Vergi uyuşmazlıklarında, vergi idaresinin tarhiyata dayanak yaptığı defter ve belgelerin mükellef tarafından inceleme elemanına ibraz edilmemesi, ancak daha sonra dava aşamasında mahkemeye sunulması durumunda, mahkemenin bu defter ve belgeleri dikkate alıp alamayacağı 'idari-yargilama-usulu-kanunu-20-madde-iyuk' metnindeki Danıştay kararında tartışılmıştır. Danıştay'ın, 'haklı mazeret olmaksızın ibraz edilmeyen defter ve belgelerin, ilgilisi lehine kanıt olma değerini yitireceği' yönündeki içtihadının gerekçeleri nelerdir? Bu yaklaşım, idari yargıdaki 're'sen araştırma' ilkesi ile nasıl bir denge kurmaktadır?
Danıştay'ın bu içtihadının temel gerekçesi, vergi denetim sürecinin etkinliğini korumak ve kötü niyetli davranışları önlemektir. Gerekçeler şunlardır: 1) Vergi Denetiminin Amacını Boşa Çıkarma: Vergi incelemesinin amacı, defter ve belgeler üzerinden karşıt inceleme yapmak, kayıtların doğruluğunu ve birbiriyle tutarlılığını tespit etmektir. Mükellefin bu süreçte belgeleri saklayıp, daha sonra sadece işine gelenleri dava aşamasında mahkemeye sunması, denetim mekanizmasını işlevsiz kılar. Mahkeme, bir denetim elemanı gibi karşıt inceleme yapma imkanına sahip değildir. 2) Kötü Niyeti Önleme: Mükellefin, defterlerinde aleyhine olan hususların tespit edilmesini engellemek için denetimden kaçtığı, daha sonra dava açarak mahkeme önünde durumu lehine çevirmeye çalıştığı varsayılır. Bu, dürüstlük kuralına aykırı bir davranıştır. 3) İspat Yükümlülüğü: Vergi hukukunda, indirim veya istisnalardan yararlanmak isteyen mükellef, bu durumunu yasal defter ve belgelerle ispatla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yeri, öncelikle denetim aşamasıdır. Bu aşamada yükümlülüğünü (haklı bir mazereti olmaksızın) yerine getirmeyen mükellef, bu hakkını kaybeder. Bu yaklaşım, 're'sen araştırma' ilkesine bir sınır getirir ve onunla bir denge kurar. Re'sen araştırma ilkesi, hakime maddi gerçeği araştırma görevi verir. Ancak bu ilke, tarafların (özellikle mükellefin) kendi kusurlu veya kötü niyetli davranışlarıyla yarattığı bir durumdan faydalanmasına izin verecek şekilde yorumlanamaz. Mahkeme, re'sen araştırma yaparken, mükellefin denetimden kaçırdığı belgeleri dikkate almak zorunda değildir. Aksi takdirde, tüm mükellefler denetim aşamasında belge ibrazından kaçınır ve doğrudan dava açma yoluna giderdi ki bu, vergi denetim sistemini tamamen çökertecek bir sonuç doğururdu. Danıştay, burada kamu yararını (etkin vergi denetimi) ve dürüstlük kuralını, mükellefin dava aşamasındaki menfaatine üstün tutarak bir denge kurmaktadır. (İlgili metin: idari-yargilama-usulu-kanunu-20-madde-iyuk, İlgili Kanunlar: VUK, İYUK m. 20)