Anayasa Mahkemesi, 'aym-kararinin-infazi' metninde özetlenen bir kararında, yaşam hakkı ihlali iddiasıyla yapılan bir başvuruda 'etkili soruşturma yürütülmediği' gerekçesiyle ihlal kararı vermiş ve manevi tazminat talebini reddetmiştir. AYM'nin, 'ihlalin tespitinin yanı sıra kararın gereğinin yerine getirilmesi için dosyanın ilgili Savcılığa gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu' şeklindeki gerekçesinin hukuki dayanağı ve felsefesi nedir? Bu yaklaşım, AİHM'in 'adil tatmin' (just satisfaction) uygulamasıyla nasıl karşılaştırılabilir? Bir hak ihlalinde, usuli bir eksikliğin giderilmesi (yeniden soruşturma/yargılama) manevi bir zararı tam olarak karşılar mı?
AYM'nin bu gerekçesinin hukuki dayanağı, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinde düzenlenen 'ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması' ilkesidir. Bu ilkeye göre, AYM'nin öncelikli görevi, ihlali tespit etmek ve bu ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak tedbirlere hükmetmektir. Tazminat ise, ihlalin sonuçlarının başka bir yolla (örneğin yeniden yargılama ile) ortadan kaldırılamadığı durumlarda başvurulan 'ikincil' bir yoldur. Felsefesi, 'restitutio in integrum' (eski hale getirme) ilkesine dayanır. Yani, mümkün olan en iyi çözüm, parayla tatmin sağlamak değil, ihlali hiç yaşanmamış gibi ortadan kaldıracak süreci yeniden başlatmaktır. Etkili soruşturma yapılmaması bir usul ihlalidir. Bu ihlalin en doğal ve birincil giderim yolu, etkili bir soruşturmanın yeniden yapılmasını sağlamaktır. AYM, soruşturmanın yeniden açılmasını sağlayarak, başvurucunun maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve faillerin cezalandırılması yönündeki beklentisini karşılamanın, en iyi 'manevi tatmin' yolu olduğunu kabul etmektedir. Bu yaklaşım, AİHM'in 'adil tatmin' (AİHS m. 41) uygulamasıyla benzerlikler ve farklılıklar gösterir. AİHM de öncelikle eski hale getirmeyi tercih eder. Ancak, yeniden yargılama imkanının olmadığı veya yeniden yargılamanın tek başına manevi zararı (yıllarca süren belirsizlik, stres, ızdırap) karşılamadığı durumlarda, buna ek olarak veya tek başına manevi tazminata hükmeder. AYM'nin yaklaşımı, AİHM'e göre tazminat konusunda daha kısıtlayıcıdır. Usuli bir eksikliğin giderilmesi, manevi zararı tam olarak karşılamayabilir. Yıllarca adalet bekleyen bir kişinin yaşadığı ızdırap, soruşturmanın yeniden açılmasıyla ortadan kalkmaz. Bu nedenle, AYM'nin 'yeniden soruşturma yeterli bir tazmindir' şeklindeki mutlak yaklaşımı, mağdurun yaşadığı manevi zararı tam olarak karşılamadığı yönünde eleştirilebilir. AİHM pratiği, bu gibi durumlarda hem yeniden yargılama yolunun açılmasına hem de ek olarak bir miktar manevi tazminata hükmedilmesine daha yatkındır. (İlgili metin: aym-kararinin-infazi, İlgili Kanunlar: 6216 s. K. m. 50, AİHS m. 41)