Bir işçi, işverenin arabuluculuk görüşmelerine usulüne uygun davet edilmesine rağmen katılmaması sonucu anlaşamama son tutanağı düzenlendikten sonra dava açmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 'iscilik-alacaklarinda-temerrut-ve-faiz' metnindeki kararına göre, bu durumda da arabuluculuk son tutanak tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilir mi? İşverenin görüşmelere katılmamasının, alacak talebinden haberdar olmadığı şeklinde yorumlanması mümkün müdür? Bu durumun, arabuluculuk kurumunun işlevselliği ve tarafları görüşmelere katılmaya teşvik etme amacı açısından sonuçlarını değerlendiriniz.
Evet, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararındaki mantığa göre, işverenin arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da son tutanak tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilir. Kararın son bölümünde bu husus 'Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir' şeklinde açıkça belirtilmiştir. İşverenin görüşmelere katılmamasının, alacak talebinden haberdar olmadığı şeklinde yorumlanması mümkün değildir. Çünkü dava şartı arabuluculuk sürecinde arabulucu, tarafları görüşmelere davet ederken, başvurunun kim tarafından yapıldığı ve uyuşmazlığın konusunun ne olduğu hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. İşveren, bu davetle birlikte, kendisine karşı hangi alacak kalemleri için bir uyuşmazlık başlatıldığını öğrenmiş olur. Görüşmeye katılmama iradesi, bu talepten haberdar olmadığı anlamına gelmez, aksine talebi bilmesine rağmen müzakere etmeyi reddettiği anlamına gelir. Bu yorumun arabuluculuk kurumunun işlevselliği açısından önemli sonuçları vardır: - Teşvik Edici Etki: İşverenlerin, 'nasılsa dava açılana kadar faiz işlemez' düşüncesiyle arabuluculuk görüşmelerini ciddiye almamalarının veya katılmamalarının önüne geçer. Görüşmeye katılmasa bile faizin işlemeye başlayacağını bilen bir işveren, uzlaşma seçeneğini daha ciddi bir şekilde değerlendirecektir. Bu durum, arabuluculuk kurumunun etkinliğini ve başarı oranını artırır. - Yaptırım Niteliği: İşverenin görüşmelere katılmaması, 7036 sayılı Kanun'a göre yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gibi bir yaptırıma tabidir. Faiz başlangıcının öne çekilmesi de, bu duruma eklenen, maddi hukuk alanında bir 'zımni yaptırım' niteliği taşır ve işverenin yapıcı bir tutum sergilemesini teşvik eder. Sonuç olarak, bu içtihat, arabuluculuğu sadece geçilmesi gereken bir formalite olarak görmeyi engelleyen, kurumun ruhuna uygun ve işçinin haklarını koruyan bir yaklaşımdır. (İlgili metin: iscilik-alacaklarinda-temerrut-ve-faiz, İlgili Kanunlar: TBK m. 117, 7036 s. K. md. 3)