5275 sayılı İnfaz Kanunu, hasta hükümlüler için çeşitli lehe düzenlemeler öngörmektedir. Kanun'un 105/A maddesi, belirli koşullardaki hasta hükümlülere 'denetimli serbestlikten' yararlanma imkanı tanırken, Geçici m. 6 da benzer bir düzenleme getirmektedir. Bu iki madde arasındaki temel farklar (suç tarihi, yaş, istisna tutulan suçlar, raporu verecek makam) nelerdir? Geçici bir maddenin, kalıcı bir maddeye göre daha lehe koşullar içermesinin yasama tekniği ve hukuki güvenlik açısından olası sakıncalarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159761

İnfaz Kanunu m. 105/A ile Geçici m. 6 arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Koşullu Salıverilme Süresi: M. 105/A, koşullu salıverilmesine 'üç yıl veya daha az' süre kalan hükümlüler için uygulanırken, Geçici m. 6 'koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürenin tamamının' denetimli serbestlikle geçirilmesine imkan tanır, bu daha lehedir. 2) Yaş Sınırı: M. 105/A'da bir yaş sınırı yokken, Geçici m. 6 sadece 'altmış beş yaşını bitirmiş' hükümlüler için geçerlidir. 3) Suç Tarihi ve İstisnalar: M. 105/A, suç tarihi ayrımı yapmazken, Geçici m. 6 sadece '30.03.2020 tarihinden önce işlenen' suçları kapsar. Ayrıca Geçici m. 6'nın istisna tuttuğu suç kataloğu (öldürme, cinsel suçlar, terör vb.) m. 105/A'nın genel kapsamından daha dardır. 4) Rapor Prosedürü: M. 105/A, Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) alınmış veya tam teşekküllü hastaneden alınıp ATK tarafından 'onaylanmış' bir rapor şartı ararken, Geçici m. 6'da ATK onayı şartı yoktur, doğrudan tam teşekküllü hastane veya ATK raporu yeterli görülmektedir. Bu, Geçici m. 6'nın usulen daha hızlı bir yol öngördüğünü gösterir. Geçici bir maddenin, kalıcı bir maddeye göre daha lehe koşullar içermesi, yasama tekniği açısından sorunludur. Bu durum, 'af' niteliğinde, belirli bir döneme özgü ve konjonktürel düzenlemelerin kanunun genel sistematiğini bozmasına neden olur. Hukuki güvenlik açısından sakıncaları şunlardır: - Eşitsizlik: Suçun işlendiği tarihe göre (30.03.2020 öncesi/sonrası) aynı durumdaki hasta hükümlüler arasında farklı infaz rejimleri uygulanması, Anayasa'nın eşitlik ilkesini zedeleyebilir. - Öngörülemezlik: Kanunun temel ve kalıcı normları yerine, sürekli değişen geçici maddelerle infaz rejiminin düzenlenmesi, hukuk sisteminin öngörülebilirliğini ve istikrarını azaltır. Kişiler, hangi kuralın ne kadar süreyle geçerli olacağını bilemez hale gelir. - Sistematik Bütünlüğün Bozulması: Bu tür geçici ve lehe düzenlemeler, infaz rejiminin temel felsefesinden (cezalandırma, ıslah, topluma kazandırma) uzaklaşarak, cezaevlerindeki doluluğu azaltma gibi pragmatik amaçların ön plana çıkmasına ve infaz hukukunun sistematik bütünlüğünün bozulmasına yol açabilir. (İlgili metin: hasta-hukumlulerin-ceza-infazi, İlgili Kanunlar: 5275 s. İnfaz Kanunu m. 105/A, Geçici m. 6)