HMK m. 119/2, dava dilekçesindeki eksikliklerin (örneğin davalı adresinin bildirilmemesi) giderilmesi için mahkemenin bir haftalık kesin süre vereceğini ve giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini düzenler. 'hmk-madde-9...' metninde yer alan YHGK kararında (2014/11-266 E.), çok sayıda dahili davalının adresini bildirmesi için verilen kesin süreye rağmen adresleri bulamayan davacı vekilinin davasının 'açılmamış sayılması' kararının bozulmasının gerekçesi nedir? Bu karar, HMK m. 119/2'nin katı uygulamasının hangi temel yargılama ilkeleriyle (hak arama özgürlüğü, usul ekonomisi, hakimin davayı aydınlatma ödevi) çatıştığını göstermektedir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (YHGK) bu kararı bozmasının temel gerekçesi, davacı vekilinin kendisine verilen süre içinde ihmalkar davranmaması ve adresleri tespit etmenin kendi imkanlarını aşan bir durum olmasıdır. Davacı vekili, süresi içinde mahkemeye başvurarak davalıların isimlerini bildirmiş ve adreslerini bilemediğini, bu adreslerin Nüfus Müdürlüğü veya Tapu Müdürlüğü'nden sorulmasını veya bu konuda kendisine yetki verilmesini talep etmiştir. Bu, davacının üzerine düşen 'özen yükümlülüğünü' yerine getirdiğini gösterir. Mahkemenin, 38 kişinin adresini bir hafta gibi kısa bir sürede bulmasını davacıdan beklemesi ve bulamadığı için davayı usulden reddetmesi, orantısız ve hakkaniyete aykırı bir yaklaşımdır. Bu karar, HMK m. 119/2'nin katı uygulamasının şu temel ilkelerle çatıştığını gösterir: 1) Hak Arama Özgürlüğü (Anayasa m. 36): Usul kuralları, hakka ulaşmayı sağlayan birer araçtır; hakka ulaşmayı imkansız kılan birer engele dönüşmemelidir. Davacının elinde olmayan bir nedenle (adresleri bilememesi) davasının esasına girilmeden reddedilmesi, hak arama özgürlüğünün ölçüsüz bir şekilde kısıtlanmasıdır. 2) Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi (HMK m. 31): HMK, hakime uyuşmazlığın aydınlatılması için belirli görevler yüklemiştir. Davalı adresinin tespiti gibi, tarafların tek başına yapamayacağı araştırmalar konusunda hakimin ilgili kurumlardan (Nüfus Md., Emniyet, Tapu Md. vb.) bilgi istemesi, bu ödevin bir parçasıdır. Mahkeme, bu yolları denemeden tüm yükü davacıya yıkamaz. 3) Usul Ekonomisi İlkesi (HMK m. 30): Davayı usulden reddedip, davacıyı aynı davayı yeniden açmaya zorlamak, zaman, emek ve masraf kaybına yol açar. Oysa mahkeme, basit bir yazışma ile adresleri tespit edip yargılamaya devam edebilirdi. YHGK, bu kararıyla, HMK m. 119/2'nin amacının davaların sürüncemede kalmasını önlemek olduğunu, ancak davacının kusuru olmaksızın giderilemeyen eksikliklerde, hakimin de davayı aydınlatma ödevi kapsamında devreye girmesi gerektiğini ve katı bir şekilciliğin adaleti engellememesi gerektiğini vurgulamıştır. (İlgili metin: hmk-madde-9-turkiyede-yerlesim-yerinin-bulunmamasi-halinde-yetki, İlgili Kanun: HMK m. 30, m. 31, m. 119/2; Anayasa m. 36)