Bir memurun, 657 sayılı Kanun'un Ek 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 'kamu yararı ve hizmet gerekleri sebebiyle' muvafakati alınmaksızın altı aya kadar geçici olarak görevlendirilmesi işlemine karşı açtığı iptal davasında, idare mahkemesi 'kamu yararı ve hizmet gereği'nin varlığını nasıl denetler? Bu kavramların 'takdir yetkisi' içinde kalması, yargısal denetimin sınırlarını nasıl belirler? Davacı memur, görevlendirmenin gerçekte 'cezalandırma' amacı taşıdığını iddia ederse, bu 'amaç saptırması' iddiasını nasıl ispatlayabilir? Mahkemenin bu denetimi yaparken 'yerindelik denetimi yasağı' ilkesini ihlal etmemesi için nelere dikkat etmesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159759

İdare mahkemesi, 'kamu yararı ve hizmet gereği'nin varlığını denetlerken, idarenin yerine geçerek 'en doğru kararın ne olduğu' yönünde bir yerindelik denetimi yapamaz. Yargısal denetim, işlemin hukuka uygunluğu ile sınırlıdır. Bu denetim şu açılardan yapılır: 1) Sebebin Gerçekliği ve Hukuka Uygunluğu: Mahkeme, idarenin gösterdiği 'hizmet gereği'nin ve 'ihtiyaç' durumunun gerçekten var olup olmadığını araştırır. İdare, görevlendirmeyi gerektiren somut bir hizmet ihtiyacını (personel eksikliği, yeni bir projenin başlaması vb.) ortaya koymalıdır. Sebep soyut, varsayımsal veya gerçeğe aykırı ise işlem sebep yönünden sakat olur. 2) Orantılılık (Ölçülülük) İlkesi: Mahkeme, idarenin bu ihtiyacı gidermek için seçtiği yöntemin (belirli bir personeli görevlendirmenin) orantılı olup olmadığını denetler. Kamu yararı ile personelin uğradığı kişisel mağduriyet arasında makul bir denge olmalıdır. Aynı ihtiyacı karşılayacak, personel için daha az külfetli başka bir seçenek varken (örneğin gönüllü bir personel) en külfetli olanın seçilmesi orantılılık ilkesine aykırı olabilir. 3) Amaç Saptırması Denetimi: Davacının, görevlendirmenin 'cezalandırma' amacı taşıdığı iddiası, 'yetki saptırması' veya 'amaç saptırması' iddiasıdır. Bu, idarenin takdir yetkisini kanunun öngördüğü kamu yararı amacı dışında, kişisel veya siyasi bir amaçla kullandığı anlamına gelir. Davacı bu iddiayı ispatlamak için, görevlendirmenin zamanlaması (bir tartışma veya şikayetten hemen sonra yapılması), görevlendirilen yerin niteliği (pasif bir görev olması), personelin sicil notlarının iyi olmasına rağmen bu işleme maruz kalması gibi dolaylı delillere dayanabilir. Mahkeme, idarenin savunmasını, işlem dosyasını ve davacının delillerini bir bütün olarak değerlendirerek, işlemin arkasındaki gerçek 'niyeti' tespit etmeye çalışır. Eğer görünen sebep (hizmet gereği) makul değilken, görünmeyen bir cezalandırma amacı ağır basıyorsa, işlem amaç yönünden iptal edilir. Bu denetim, idarenin yerine geçip 'o memur değil de bu memur gönderilmeliydi' demek olmadığı için, 'yerindelik denetimi yasağı'nı ihlal etmez; idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullanıp kullanmadığının denetimidir. (İlgili metin: gecici-gorevlendirme, İlgili Kanunlar: İYUK m. 2, 657 s. K. Ek md. 8)