CMK m. 150, şüpheli veya sanığın belirli durumlarda zorunlu müdafi yardımından yararlanmasını öngörür (örneğin, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar, tutuklama istemi, 18 yaşını doldurmamış olma). Bu durumlarda müdafi görevlendirilmeden yapılan bir sorgu veya alınan bir ifadenin hukuki geçerliliği nedir? Bu şekilde elde edilen bir beyanın, CMK m. 217/2'deki 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgular, hükme esas alınamaz' kuralı karşısındaki durumunu, 'mutlak hukuka aykırılık' ve 'nispi hukuka aykırılık' kavramları çerçevesinde tartışınız.
CMK m. 150'de sayılan hallerde müdafi görevlendirilmesi, şüpheli/sanık istemese dahi bir zorunluluktur. Bu, savunma hakkının en üst düzeyde korunmasını amaçlayan emredici bir kuraldır. Bu kurala aykırı olarak, yani zorunlu müdafi görevlendirilmeden yapılan bir sorgu veya alınan bir ifade, 'mutlak hukuka aykırılık' teşkil eder. Bu şekilde elde edilen sanık beyanı, hukuka aykırı bir delildir. CMK m. 217/2'deki 'delil yasağı' kuralı gereğince, bu beyan hükme esas alınamaz. Sadece sanık aleyhine değil, sanık lehine olsa bile kullanılamaz. Bu durum, 'nispi hukuka aykırılık'tan farklıdır. Nispi hukuka aykırılıklarda, usule aykırılığın hükmü etkileyip etkilemediği değerlendirilir ve eğer etkilemiyorsa bozma nedeni sayılmaz. Ancak zorunlu müdafi bulundurulmaması, Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarında ve doktrinde, savunma hakkının özünü zedeleyen, adil yargılanma hakkını temelden ihlal eden bir 'mutlak hukuka aykırılık' ve 'mutlak bozma nedeni' olarak kabul edilmektedir. Hatta bu durum, CMK m. 289'da açıkça sayılmamış olsa da, maddenin ruhu ve Anayasa m. 36 ile AİHS m. 6'daki güvenceler gereği, sayılan haller kadar ağır bir ihlal olarak görülmektedir. Dolayısıyla, zorunlu müdafi olmadan alınan bir ifadeye dayanılarak kurulan bir hüküm, başka hiçbir delil olmasa ve sanık itiraz etmese dahi, temyiz incelemesinde re'sen bozulmalıdır. Bu, adil bir yargılamanın olmazsa olmaz koşuludur ve bu koşulun yokluğu, elde edilen delili 'zehirli ağacın meyvesi' haline getirir. (İlgili metin: savunma-hakkinin-kisitlanmasi, İlgili Kanunlar: CMK m. 150, m. 147, m. 217/2, m. 289; Anayasa m. 36)