Paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda, paydaşların birbirlerinden ecrimisil talep edebilmesi için 'intifadan men' koşulunun aranmasının hukuki mantığı nedir? Metinde sayılan bu kuralın istisnalarını (kamu malı olması, doğal ürün veren yerler, paydaşlığın inkarı vb.) göz önünde bulundurarak, 'intifadan men' kuralının hangi durumlarda dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı sonuçlar doğurabileceğini ve istisnaların bu aykırılığı nasıl giderdiğini analiz ediniz.
'İntifadan men' (yararlanmadan alıkoyma) koşulunun hukuki mantığı, paylı mülkiyette her paydaşın, diğerlerinin hakkıyla bağdaştığı ölçüde, malın tamamından yararlanma hakkına sahip olduğu karinesine dayanmasıdır. Bir paydaşın malı tek başına kullanıyor olması, diğer paydaşların bu duruma zımnen rıza gösterdiği ve kendi yararlanma haklarından feragat ettikleri varsayımını doğurur. Bu nedenle, bir paydaşın diğerinden haksız işgal tazminatı (ecrimisil) isteyebilmesi için, öncelikle bu zımni rızayı ortadan kaldırması, yani 'Ben de bu maldan yararlanmak istiyorum' veya 'Bu kullanıma rızam yok' iradesini karşı tarafa (genellikle bir ihtarname ile) bildirmesi gerekir. 'İntifadan men' bu bildirimin adıdır. Ancak bu kuralın katı uygulanması, bazı durumlarda dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı sonuçlar doğurabilir. Metinde sayılan istisnalar, bu aykırılığı gidermeye yöneliktir: 1) Doğal Ürün Veren veya Kiraya Verilen Yerler: Bir bağ, bahçe veya kiraya verilmiş bir işyeri gibi, kendiliğinden gelir getiren (hukuki veya doğal semere) yerlerde, bir paydaşın tüm geliri tek başına alması, diğer paydaşların hakkını açıkça ihlal eder. Bu durumda, diğer paydaşların ayrıca 'ben de o gelirden payımı istiyorum' demesine gerek yoktur; bu talep hakkı kendiliğinden doğar. İntifadan men koşulunu aramak, haksız zenginleşmeye göz yummak olur. 2) Paydaşlığın İnkarı: Bir paydaş, diğerlerinin paydaşlığını inkar ederek malın tamamında hak iddia ediyorsa, bu tutumuyla zaten diğerlerini maldan yararlanmaktan fiilen men etmiş demektir. Bu durumda, diğer paydaşların ayrıca bir ihtarname göndererek 'intifadan men' koşulunu gerçekleştirmeleri anlamsız ve şekilci bir yaklaşım olur. 3) Benzer Davaların Açılması: Daha önce taraflar arasında elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi gibi davalar açılmışsa, taraflar arasındaki uyuşmazlık ve bir tarafın diğerinin kullanımına rıza göstermediği zaten yargı önünde sabit olmuştur. Tekrar intifadan men koşulunu aramak, usul ekonomisine aykırı olur. Bu istisnalar, 'intifadan men' kuralının şekilciliğe dönüşmesini engelleyerek, somut olayın özelliklerine göre dürüstlük kuralı çerçevesinde adil bir çözüm bulunmasını sağlar. (İlgili metin: ecrimisil-davasi-nasil-acilir, İlgili Kanun: TMK m. 2)