Ecrimisil davasının hukuki niteliği, uygulamada ve doktrinde tartışmalıdır. Metinde, Yargıtay'ın ecrimisili 'haksız fiil' olarak nitelendirmesine rağmen, zamanaşımı konusunda kira alacaklarına uygulanan 5 yıllık süreyi (25.05.1938 tarihli İBK) esas aldığı belirtilmektedir. Bu durum, hukuki nitelendirme ile uygulanan zamanaşımı süresi arasında bir çelişki yaratmakta mıdır? Bu çelişkinin tarihsel ve hukuki sebeplerini açıklayınız. Eğer ecrimisil bir haksız fiil ise, Borçlar Kanunu'ndaki haksız fiil zamanaşımı sürelerinin (BK m. 72) neden doğrudan uygulanmadığını tartışınız.
Evet, ecrimisilin hukuki niteliğinin 'haksız fiil' olarak kabul edilmesi ile zamanaşımında 5 yıllık sürenin uygulanması arasında belirgin bir teorik çelişki bulunmaktadır. Eğer ecrimisil saf bir haksız fiil olsaydı, Borçlar Kanunu md. 72'de düzenlenen 2 ve 10 yıllık (yeni TBK'ya göre) zamanaşımı sürelerine tabi olması gerekirdi. Bu çelişkinin temelinde tarihsel ve pragmatik nedenler yatmaktadır. Tarihsel olarak, 25.05.1938 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK), ecrimisil taleplerinin kira alacaklarına benzer periyodik bir nitelik taşıdığı ve bu nedenle Borçlar Kanunu'nun o dönemki 126. maddesinde (yeni TBK m. 147) düzenlenen 5 yıllık zamanaşımına tabi olması gerektiği sonucuna varmıştır. Bu İBK, Yargıtay için bağlayıcıdır ve halen yürürlüktedir. Daha sonraki yıllarda Yargıtay, ecrimisilin hukuki niteliğini tartışırken, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi olmaması nedeniyle onu 'haksız fiil' olarak nitelendirmeye başlamıştır (08.03.1950 tarihli İBK). Ancak, 1938 tarihli İBK'yı ilga etmediği için zamanaşımı konusundaki 5 yıllık uygulama devam etmiştir. Hukuki olarak bu durum, Yargıtay'ın ecrimisili 'sui generis' (kendine özgü) bir kurum olarak gördüğünü düşündürmektedir. Ecrimisil, kaynağını haksız işgalden (bir haksız fiil) almakla birlikte, talep edilen bedel (genellikle getirebileceği kira geliri) itibarıyla dönemsel alacaklara (kira gibi) benzetilmektedir. BK'daki genel haksız fiil zamanaşımının doğrudan uygulanmamasının bir diğer pragmatik nedeni, istikrar ve öngörülebilirliktir. Yargıtay, yıllardır süregelen ve yerleşmiş olan 5 yıllık zamanaşımı uygulamasını, yeni bir İBK ile değiştirmediği sürece devam ettirerek hukuki istikrarı korumayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak, hukuki nitelendirme 'haksız fiil' olsa da, zamanaşımı konusunda bağlayıcı İBK nedeniyle özel bir durum söz konusudur ve 5 yıllık süre uygulanmaktadır. (İlgili metin: ecrimisil-davasi-nasil-acilir, İlgili Kanunlar: TMK m. 995, İlgili Kararlar: İBK 25.05.1938, İBK 08.03.1950)