İnançlı işlemde, inanç konusu malın (örneğin bir taşınmazın) mülkiyeti inanılana geçer. İnanılanın bu mülkiyet hakkı, tam ve mutlak bir mülkiyet hakkı mıdır, yoksa inanç sözleşmesiyle sınırlanmış bir hak mıdır? İnanılanın, inanç sözleşmesine aykırı olarak malı üçüncü bir kişiye satması durumunda, asıl hak sahibi olan inananın bu üçüncü kişiye karşı tapu iptal ve tescil davası açma hakkı var mıdır? Üçüncü kişinin iyi niyetli (TMK m. 3) olmasının bu davanın sonucuna etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159739

İnanılanın mülkiyet hakkı, dış dünyaya (üçüncü kişilere) karşı tam bir mülkiyet hakkı gibi görünse de, inanan ile arasındaki iç ilişkide 'inanç sözleşmesi' ile sınırlanmış, amaçsal bir mülkiyettir. İnanılan, malik olmanın tüm yetkilerini kullanabilir ancak bu yetkileri kullanırken inanç sözleşmesinin amacına ve koşullarına (özellikle geri verme borcuna) sadık kalmakla yükümlüdür. Bu, bir nevi 'emanet' mülkiyetidir. İnanılanın, inanç sözleşmesine aykırı olarak malı üçüncü bir kişiye satması durumunda, inananın bu üçüncü kişiye karşı durumu, üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmamasına göre değişir. İnanç sözleşmesi, kişisel (nispi) bir hak doğuran bir sözleşmedir ve kural olarak sadece taraflarını bağlar. Tapu siciline şerh edilmediği sürece üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle; 1) Eğer üçüncü kişi iyi niyetli ise (TMK m. 3), yani inanılanın malı inançlı bir işlemle edindiğini ve geri verme borcu altında olduğunu bilmiyor ve bilebilecek durumda değilse, bu üçüncü kişinin kazanımı korunur. TMK m. 1023 uyarınca tapu siciline güvenerek mülkiyeti kazanan iyi niyetli üçüncü kişinin mülkiyeti geçerlidir. Bu durumda inanan, üçüncü kişiye karşı tapu iptal ve tescil davası açamaz. İnananın tek hakkı, inanç sözleşmesine aykırı davranan ve malı satarak kendisine zarar veren inanılana karşı bir tazminat davası açmaktır. 2) Eğer üçüncü kişi kötü niyetli ise, yani inanılan ile el ve işbirliği içinde hareket ediyor veya malın inançlı bir işlem konusu olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu durumda TMK m. 2'deki dürüstlük kuralı gereği onun kazanımı korunmaz. İnanan, bu kötü niyetli üçüncü kişiye karşı tapu iptal ve tescil davası açabilir. Ancak bu durumda, üçüncü kişinin kötü niyetini ispat yükü inanana aittir. (İlgili metin: inancli-islem-inanc-sozlesmesi, İlgili Kanunlar: TMK m. 2, m. 3, m. 1023)