Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bir hak ihlali kararı sonrası, ihlalin bir mahkeme kararından (örneğin Sulh Ceza Hakimliğinin KYOK'a itirazı reddi kararı) kaynaklandığı durumlarda, 6216 sayılı Kanun'un 50/2. maddesi 'yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderileceğini' belirtmektedir. 'aym-kararinin-infazi' metninde, bu 'yeniden yargılama'nın nasıl yapılacağı konusunda farklı görüşler tartışılmaktadır. AYM kararının CMK m. 173/6 anlamında bir 'yeni delil' olarak kabul edilip Sulh Ceza Hakimliğinin yeniden karar vermesi gerektiği görüşü ile AYM kararının 'emredici' olduğu ve savcılığın doğrudan iddianame düzenlemesi gerektiği görüşünü karşılaştırarak analiz ediniz. Bu iki yol arasındaki temel fark ve anayasal yargının üstünlüğü ilkesi açısından hangisinin daha tutarlı olduğunu belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159733

Bu iki görüş arasındaki temel fark, AYM kararının hukuki niteliğine ve bağlayıcılığının kapsamına ilişkindir. 1) AYM Kararı 'Yeni Delil'dir Görüşü: Bu görüş, mevcut ceza muhakemesi usulü kuralları (CMK) içinde bir çözüm bulmaya çalışır. CMK m. 173/6, kesinleşmiş bir KYOK'un ancak 'yeni delil' varlığında ve itirazı reddeden hakimliğin izniyle kaldırılabileceğini düzenler. Bu görüşe göre, AYM'nin 'etkili soruşturma yapılmadığı' yönündeki tespiti, yeni bir olgusal durum ortaya koyduğu için 'yeni delil' niteliğindedir. Bu durumda usul şöyledir: Savcılık, AYM kararını 'yeni delil' olarak sunarak, KYOK'a itirazı daha önce reddetmiş olan Sulh Ceza Hakimliğinden kamu davası açmak için izin ister. Hakimlik izin verirse, savcılık iddianame düzenler. Bu yol, CMK'daki mevcut mekanizmaları işletir ancak AYM kararının infazını bir alt derece mahkemesinin (SCH) 'iznine' tabi kılarak hiyerarşik olarak sorunlu bir durum yaratır. 2) AYM Kararı 'Emredici'dir Görüşü: Bu görüş, anayasal yargının üstünlüğü ve AYM kararlarının bağlayıcılığı (Anayasa m. 153) ilkesinden hareket eder. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını emreden özel bir yoldur ve CMK'daki genel kurallardan (m. 173/6 gibi) önce gelir. Bu görüşe göre, AYM 'ihlal vardır ve sonuçları ortadan kaldırılmalıdır' dediğinde, bu karar herhangi bir merciin iznine veya takdirine bağlı olmaksızın doğrudan uygulanması gereken emredici bir nitelik taşır. Dosyanın savcılığa gönderilmesi, savcılığın ihlali gidermek için gerekli işlemi (iddianame düzenlemeyi) yapması içindir. Bu görüş, Anayasa Mahkemesi'nin nihai ve bağlayıcı bir hak ihlali tespiti yaptığı gerçeğiyle ve anayasal yargının üstünlüğü ilkesiyle daha tutarlıdır. AYM kararının infazını bir Sulh Ceza Hakimliğinin takdirine bırakmak, Anayasa m. 153'ün ruhuna aykırı olur. Dolayısıyla, AYM kararının emredici olduğu ve savcılığın, başka bir izne gerek duymaksızın, ihlali ortadan kaldırmak için doğrudan iddianame düzenlemesi gerektiği görüşü hukuken daha sağlamdır. (İlgili metin: aym-kararinin-infazi, İlgili Kanunlar: 6216 s. K. m. 50, Anayasa m. 153, CMK m. 173)