Kasten öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama suçları arasındaki ayrımda belirleyici olan 'kast' unsuru, failin iç dünyasıyla ilgili olduğu için ispatı zordur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 'kasten-oldurme-sucuna-tesebbus' metnindeki kararında ortaya koyduğu kriterler nelerdir? Bir olayda, failin mağduru hayati bir bölgesinden (örn. karın) tek bıçak darbesiyle yaraladıktan sonra, dış bir engel olmaksızın eylemine kendiliğinden son vermesi durumunda, bu 'kendiliğinden son verme' olgusu kastın nitelendirilmesinde nasıl bir rol oynar? Bu durum, eylemin 'gönüllü vazgeçme' (TCK m. 36) olarak nitelendirilmesini gerektirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159731

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında ve istikrarlı içtihatlarında belirttiği kriterler şunlardır: fail ile mağdur arasındaki husumetin varlığı ve derecesi, suçta kullanılan aletin niteliği (öldürmeye elverişliliği), darbe sayısı ve şiddeti, yaraların vücuttaki yeri (hayati bölge olup olmadığı), hedef seçme imkanının olup olmadığı ve failin eylemine kendiliğinden mi yoksa bir engel nedeniyle mi son verdiği. Failin, mağduru hayati bir bölgesinden tek bıçak darbesiyle yaraladıktan sonra, dış bir engel olmaksızın eylemine 'kendiliğinden son vermesi', kastın belirlenmesinde en önemli kriterlerden biridir. Bu durum, failin öldürme kastıyla değil, yaralama kastıyla hareket ettiğine dair güçlü bir karine oluşturur. Yargıtay, bu gibi durumlarda 'failin daha fazla darbe vurma imkanı varken vurmaması' olgusunu, kastının öldürmeye yönelik olmadığının bir göstergesi olarak kabul eder. Eğer kastın yaralama olduğu kabul edilirse, eylem kasten yaralama suçunu (TCK m. 86/87) oluşturur. Bu durum 'gönüllü vazgeçme' (TCK m. 36) olarak nitelendirilmez. Çünkü gönüllü vazgeçme, 'öldürme kastıyla' başlanan bir eylemden, icra hareketleri tamamlanmadan veya netice gerçekleşmeden önce failin kendi iradesiyle vazgeçmesidir. Örneğin, öldürmek için tetiğe basacakken vazgeçmek gibi. Oysa tartışılan senaryoda, yaralama eylemi (neticesi) zaten gerçekleşmiştir. Fail, yaralama eylemini tamamlamıştır. Burada tartışılan konu, bu tamamlanmış eylemin arkasındaki kastın ne olduğudur. Failin eylemine devam etmemesi, baştan beri kastının sadece yaralamak olduğuna delil teşkil eder, öldürme kastından gönüllü olarak vazgeçtiği anlamına gelmez. Eğer kastın öldürmeye yönelik olduğu kabul edilseydi, o zaman engel bir durum nedeniyle eylemin tamamlanamaması 'teşebbüs' (TCK m. 35) oluştururdu. (İlgili metin: kasten-oldurme-sucuna-tesebbus, İlgili Kanunlar: TCK m. 21, 35, 36, 81, 86, 87)