TMK m. 241, katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerde, borçlu eşin malvarlığının alacağı karşılamaması halinde alacaklı eşe, devirden yararlanan üçüncü kişiye karşı eksik kalan miktar için dava açma hakkı tanımaktadır. Bu davanın koşulları nelerdir? Üçüncü kişinin 'kötü niyetli' olup olmamasının bu davanın açılabilmesi açısından bir önemi var mıdır? Üçüncü kişinin sorumluluğunun kapsamını (eksik kalan miktar, devraldığı malın değeri vb.) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159726

TMK m. 241'e dayalı olarak üçüncü kişiye karşı dava açılabilmesinin koşulları şunlardır: 1) Mal Rejiminin Tasfiyesi: Öncelikle, eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesinin yapılmış ve borçlu eş aleyhine kesinleşmiş bir katılma alacağı hükmü tesis edilmiş olmalıdır. 2) Eklenecek Değer Varlığı: Tasfiye sırasında, TMK m. 229 kapsamında, borçlu eşin katılma alacağını azaltma kastıyla üçüncü bir kişiye yaptığı devir tespit edilmiş ve bu devredilen malın değeri, borçlu eşin aktif malvarlığına eklenmiş olmalıdır. 3) Borcun Karşılanamaması: Alacaklı eş, kesinleşen katılma alacağını borçlu eşten tahsil etmeye çalışmalı, ancak borçlu eşin mevcut malvarlığının veya terekesinin bu borcu ödemeye yetmediği (aciz halinde olduğu) anlaşılmalıdır. Bu durum genellikle yapılan icra takibinin semeresiz kalmasıyla ispatlanır. Bu koşullar sağlandığında, alacaklı eş, devirden yararlanan üçüncü kişiye karşı dava açabilir. Üçüncü kişinin 'kötü niyetli' olup olmamasının bu davanın açılması açısından bir önemi yoktur. TMK m. 241, üçüncü kişinin iyi veya kötü niyetine bakmaksızın, karşılıksız veya kötü niyetli bir kazandırmadan yararlanmış olmasını yeterli görmektedir. Bu, borçlar hukukundaki 'tasarrufun iptali' davalarındaki mantığa benzer şekilde, alacaklıyı korumaya yönelik bir hükümdür. Üçüncü kişinin sorumluluğunun kapsamı ise sınırlıdır. Üçüncü kişi, alacaklı eşin toplam alacağından değil, sadece 'borçlu eşten tahsil edilemeyen eksik kalan miktar'dan sorumludur. Ayrıca, üçüncü kişinin sorumluluğu, hiçbir zaman kendisine yapılan kazandırmanın (devraldığı malın devir tarihindeki değerinin) üzerinde olamaz. Yani sorumluluk, 'eksik kalan alacak miktarı' ile 'kazandırmanın değeri' arasında düşük olanıyla sınırlıdır. (İlgili metin: katilma-alacagini-azaltma-kastiyla-mallarin-devredilmesi, İlgili Kanunlar: TMK m. 241, m. 229)