Boşanma davalarında tanık beyanları değerlendirilirken 'akrabalık' veya 'diğer bir yakınlık' durumunun hukuki statüsü nedir? Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2-1287 sayılı kararında bu konuda hangi ilkeye atıf yapılmıştır?
Cevap: Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2-1287 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, 'akrabalık veya diğer bir yakınlık', tek başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Bu durum, tanığın beyanlarının güvenirliğini değerlendirmede dikkate alınacak bir unsur olmakla birlikte, bir 'çürütme karinesi' değildir. HGK, bu konuda 6100 sayılı HMK'nın 255. maddesindeki 'Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır.' ilkesine atıf yapmıştır. Buna göre, mahkeme, tanığın yalan söylediğini veya olayları çarpıttığını gösteren somut başka bir delil (çelişkili beyanlar, dosyadaki belgelerle uyumsuzluk vb.) olmadıkça, sırf tanığın taraflardan birinin yakını olması nedeniyle beyanlarına itibar etmemezlik yapamaz. Tanıklık, diğer delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilmelidir.