Anayasa Mahkemesi'ne veya AİHM'e yapılan bireysel başvurularda, tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası ile tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiası arasında, iç hukuk yollarının tüketilmesi açısından bir fark var mıdır?
Cevap: Evet, önemli bir fark vardır. 1) Tutukluluğun Makul Süreyi Aşması Nedeniyle Tazminat Talebi: Bu iddia için, hem AYM hem de AİHM, öncelikle CMK m. 141-142 uyarınca Ağır Ceza Mahkemesi'nde tazminat davası açılmasını etkili bir iç hukuk yolu olarak görmektedir. Dolayısıyla, bu yol tüketilmeden yapılan bireysel başvurular, 'iç hukuk yollarının tüketilmemesi' nedeniyle reddedilir (AYM, İrfan GERÇEK Kararı). 2) Tutukluluğun Hukuka Aykırı Olduğu ve Sona Erdirilmesi Talebi: Bu iddia ise, tutukluluğun devamına ilişkin kararlara karşı yapılan itirazların tüketilmesi sonrasında, doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru konusu yapılabilir. Amaç tazminat değil, hukuka aykırı tutukluluğun sona erdirilmesidir. AYM'nin Erdem GÜL/Can DÜNDAR kararında olduğu gibi, bu yolla tutukluluğun hukuka aykırılığı tespit edilip tahliye sağlanabilir. Kısacası, tazminat için önce CMK m.141 davası, serbest bırakılma için ise itirazlar sonrası doğrudan AYM'ye başvuru yolu esastır.