Cinsel istismar suçunda, mağdurun ruh sağlığının bozulduğuna dair adli tıp raporu bulunmakla birlikte, bu bozulmanın birden fazla sanığın eylemi nedeniyle meydana geldiği ve sanıklar arasında tıbben bir ayrım yapılamadığı belirtiliyorsa, TCK m. 103/6'nın uygulanması açısından bu durum nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) K.2022/782 sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #157713

Cevap: Bu durumda, "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, sanığın eylemi ile mağdurun ruh sağlığının bozulması arasındaki illiyet (nedensellik) bağı tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediğinden, sanık hakkında TCK m. 103/6'da düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal uygulanamaz. CGK-K.2022/782 sayılı kararda, Adli Tıp Kurumu raporunun mağdurun ruh sağlığının hangi sanığın eylemiyle bozulduğu yönünde kesin bir belirleme yapamaması karşısında, oluşan şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği ve bu nedenle TCK m. 103/6'nın uygulanma şartlarının bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu durum, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden olan masumiyet karinesinin bir yansımasıdır.