Bir hukuk davasında, davalı aleyhine dava açmış olan bir başka kişinin tanık olarak dinlenmesi durumunda, bu kişinin beyanlarına mahkeme nasıl yaklaşmalıdır? Bu tanıklık tek başına hükme esas alınabilir mi? (Yargıtay 9. HD E:2016/12252)
Cevap: Davalı aleyhine husumeti (davası) bulunan bir kişinin tanıklığı, tek başına hükme esas alınmamalıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre, bu tür tanıkların beyanlarına kural olarak tek başına itibar edilmez. Çünkü bu kişilerin, davalıya karşı husumeti nedeniyle objektif ve tarafsız beyanda bulunamayacağı, tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun (HMK m. 250, 254) var olduğu kabul edilir. Ancak bu, bu kişilerin hiç dinlenmeyeceği veya beyanlarının tamamen geçersiz olduğu anlamına gelmez. Mahkeme, bu tanıkların beyanlarını 'diğer yan delillerle' (yazılı belgeler, işyeri kayıtları, diğer husumetsiz tanık beyanları vb.) birlikte değerlendirmeli ve bu beyanlar yan delillerle doğrulandığı ölçüde dikkate almalıdır. Salt husumetli tanık beyanına dayanılarak hüküm kurulması, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme olarak kabul edilir.