Anayasa Mahkemesi'nin İ.D. ve Diğerleri (2016/14513) kararında, internet içeriklerine erişimin engellenmesi talepleriyle ilgili olarak 'etkili başvuru hakkı'nın ihlal edildiği sonucuna nasıl ulaşılmıştır? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarındaki tutarsızlığın bu ihlaldeki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #157602

Cevap: Anayasa Mahkemesi, bu kararda etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna, kişilik hakları ihlal edilen bireylerin başvurabileceği hukuki yolların pratikte başarı şansı sunmaması ve belirsizlik taşıması nedeniyle ulaşmıştır. AYM'ye göre, bu tür ihlaller için teoride üç yol bulunmaktadır: 5651 sayılı Kanun m. 9 (erişimin engellenmesi), Medeni Kanun m. 24-25 (özel hukuk davası) ve ceza davası. AYM, özellikle özel hukuk yolunun daha etkili olması gerektiğini belirtmektedir. Ancak, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin, internet içeriğine erişim engellenmesi taleplerinin özel hukuk davalarıyla ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda zaman içinde birbiriyle çelişen kararlar vermesi (bazen mümkün görüp bazen sadece sulh ceza hakimliklerini görevli sayması) hukuki bir belirsizlik yaratmıştır. Bu içtihat tutarsızlığı, özel hukuk yolunu fiilen kapatmış ve kişileri yalnızca 5651 S.K. m.9'daki daha sınırlı ve güvencesiz yola mahkum etmiştir. Bu durum, bireylerin şeref ve itibarının korunması hakkını arayabilecekleri etkili bir başvuru yolunun bulunmadığı anlamına geldiğinden, Anayasa'nın 17. ve 40. maddeleriyle güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlaline yol açmıştır.