Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/12629 E., 2018/11996 K. sayılı kararında, görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkumiyet kararında, 'sizi işten attıracağım' ifadesinin tehdit sayılamayacağı belirtilerek, suçun cebir veya tehdit unsurunun nasıl gerçekleştiğinin CMK m.230/1, b-c'ye uygun açıklanmaması bozma nedeni sayılmıştır. Bu karar, gerekçede suçun unsurlarının somut olayla ilişkilendirilmesinin önemini nasıl vurgulamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #156461

Yargıtay 18. CD'nin 2016/12629 E. kararında, mahkemenin sanığın 'sizi işten attıracağım' sözleriyle görevi yaptırmamak için direnme (TCK m.265) suçunu işlediğini kabul etmesi eleştirilmiştir. TCK m.265'teki direnme suçunun oluşabilmesi için cebir veya tehdit kullanılması gerekir. Yargıtay, 'sizi işten attıracağım' ifadesinin tek başına hukuki anlamda bir 'tehdit' (ileride bir kötülük yapılacağının bildirilmesi) oluşturmayacağını değerlendirmiştir. Bu durumda, mahkemenin, eğer bu sözü tehdit olarak kabul ediyorsa bunun gerekçesini açıklaması ya da direnmenin 'cebir' unsurunun nasıl gerçekleştiğini (fiziksel bir müdahale, engelleme vb.) somut delillerle ve olgularla ortaya koyması gerekirdi. CMK m.230/1-b (delillerin tartışılması) ve c (ulaşılan kanaat, suçun nitelendirilmesi) fıkraları, mahkemenin, suçun yasal unsurlarının somut olayda nasıl ve hangi delillerle gerçekleştiğini gerekçesinde açıkça göstermesini gerektirir. Kararda, suçun temel unsurlarından olan 'cebir veya tehdit' unsurunun ne şekilde oluştuğunun kanıtlara dayalı olarak açıklanmaması, gerekçenin yetersiz kalmasına ve hükmün bozulmasına neden olmuştur. Bu, gerekçenin sadece soyut kanuni tanımları tekrar etmek yerine, somut olaya özgü bir analiz içermesi gerektiğini gösterir.