Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2017/17395 E., 2018/273 K. sayılı (Kanun Yararına Bozma) kararında, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği gerekçesiyle yapılan KYB talebi neden reddedilmiştir? 'Hukuka aykırılık hali' ile 'değerlendirme yanlışlığı' arasındaki fark KYB açısından nasıl bir sonuç doğurur?
Yargıtay 11. CD'nin 2017/17395 E., 2018/273 K. sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin eksik incelemeye (karşıt inceleme raporlarının, ilgili dava dosyalarının, vergi tekniği raporlarının getirtilmemesi, bilirkişi incelemesi yaptırılmaması vb.) dayanarak karar verdiği iddiasıyla yapılan kanun yararına bozma (KYB) talebi reddedilmiştir. Yargıtay, KYB'nin, kesinleşen hükümlerdeki 'maddi hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların' giderilmesi amacıyla başvurulan istisnai bir yol olduğunu belirtmiştir. 'Eksik inceleme' iddiası ise, genellikle bir 'hukuka aykırılık' halinden ziyade, mahkemenin 'delil takdirinde veya değerlendirmesinde bir yanlışlık' veya 'yetersiz araştırma' olarak kabul edilir. KYB, delillerin yeniden toplanıp değerlendirilmesini gerektiren durumlar için uygun bir yol değildir. Eğer mahkeme, mevcut delilleri yanlış değerlendirmiş veya toplaması gereken bazı delilleri toplamamışsa, bu durum genellikle temyiz aşamasında ele alınır. Kesinleşmiş bir hükümde bu tür bir 'değerlendirme yanlışlığı' veya 'eksik araştırma' iddiası, KYB'nin kapsamı dışında kalır. KYB için açık bir kanun hükmüne aykırılık veya temel bir usul hatası (örneğin, görevsiz mahkemenin karar vermesi, savunma hakkının kısıtlanması gibi) gereklidir. Somut olayda, Yargıtay, belirtilen eksikliklerin 'hukuka aykırılık' değil, 'değerlendirme yanlışlığı veya eksik araştırma' kapsamında kaldığını ve bu nedenle KYB yoluyla incelenemeyeceğini kabul etmiştir.