Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/452 sayılı kararında, direnme kararında 'Usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına' denilmesine rağmen hükümde önceki kararda direnilmesi, CMK m.230 açısından nasıl bir çelişki yaratmıştır ve bu durumun hukuki sonucu ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #156449

YCGK 2019/452 sayılı kararında, yerel mahkemenin bozmadan sonraki duruşmada Yargıtay bozma kararına 'direnilmesine' dair ara karar kurup sanığın mahkûmiyetine hükmettiği, ancak kararın gerekçe bölümünde 'Usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verildiğinin' belirtildiği tespit edilmiştir. Bu durum, hükmün kendisi ile gerekçesi arasında açık bir çelişki yaratmıştır. CMK m.230, hükmün gerekçesinin, ulaşılan sonucu ve bu sonuca nasıl varıldığını mantıksal bir tutarlılık içinde açıklamasını gerektirir. Gerekçede bozmaya uyulduğu belirtilirken, hüküm fıkrasında direnme sonucuna ulaşılması, kararın hangi temele dayandığının anlaşılamamasına ve keyfiliğe yol açar. Ayrıca, direnme kararı veriliyorsa, bunun nedenleri açıkça gösterilmeli, bozmaya neden uyulmadığı açıklanmalıdır. Kararda bu da yapılmamıştır. Yargıtay, bu çelişki ve gerekçesizlik nedeniyle direnme kararını Anayasa m.141 ve CMK m.34, m.230'a aykırı bularak diğer yönleri incelenmeksizin bozmuştur. Bu, gerekçeli karar hakkının ve kararların tutarlılığının ne kadar önemli olduğunu gösterir.