Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/683 sayılı kararında, hakkında 'aranıyor' kaydı bulunan sanığın PVSK m.4/A ve CMK m.90/4 kapsamında kontrol edilmesi ve üzerinde uyuşturucu madde bulunması olayı hukuka uygun bulunmuştur. Bu kararda 'suçüstü' hali ve 'alınması gereken tedbirler' kavramları nasıl yorumlanmıştır? Önleme araması ile adli arama arasındaki çizgi bu tür durumlarda nasıl belirlenir?
YCGK 2018/683 sayılı kararında, hakkında 'aranıyor' kaydı olan sanığın görülmesi üzerine PVSK m.13 gereği yakalama zorunluluğu doğmuştur. Sanığın cebinden bir şeyler atma teşebbüsü, üzerinde silah veya tehlikeli eşya olabileceğine dair yeterli şüphe oluşturmuş, bu da CMK m.90/4 ve PVSK m.4/A uyarınca 'kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirler' kapsamında kontrol yapılmasını meşru kılmıştır. Uyuşturucu maddenin bu kontrol sırasında bulunması, kolluğun 'işlenmekte olan bir suçla', yani 'suçüstü' haliyle karşılaşması olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda PVSK Ek 6. madde ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.8/f uyarınca ayrıca bir arama kararına gerek kalmaksızın delillerin muhafaza altına alınması hukuka uygun bulunmuştur. Karar, önleme amaçlı durdurma ve kontrol (PVSK m.4/A) sırasında suçüstü haliyle karşılaşılması durumunda, durumun adli bir nitelik kazandığını ve CMK hükümlerinin (örneğin derhal C.Savcısına haber verme) devreye girdiğini göstermektedir. Burada arama, başlangıçta önleyici bir tedbir olarak başlasa da suçüstü halinin tespitiyle adli bir nitelik kazanmış ve delil elde etme meşru hale gelmiştir.