CMK Madde 230/2 uyarınca beraat hükmünün gerekçesinde, CMK Madde 223/2'de belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi zorunluluğu ne anlama gelmektedir? 'Delil yetersizliğinden beraat' ile 'suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olmasından beraat' arasındaki fark gerekçeye nasıl yansımalıdır?
CMK Madde 230/2, beraat hükmünün gerekçesinde, CMK Madde 223/2'de sayılan beraat nedenlerinden hangisine (veya hangilerine) dayanıldığının açıkça gösterilmesini zorunlu kılar. CMK m.223/2'deki beraat nedenleri şunlardır: a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması. b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması. c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması. d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması. e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması (delil yetersizliği). 'Delil yetersizliğinden beraat' (m.223/2-e), sanığın suçu işlediğine dair yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunamadığı, şüphenin sanık lehine yorumlandığı (in dubio pro reo) anlamına gelir. Bu durumda, sanığın masumiyeti tam olarak kanıtlanamamış olsa da, suçluluğu da kanıtlanamadığı için beraat eder. 'Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olmasından beraat' (m.223/2-b) ise, sanığın o suçu işlemediğinin kesin olarak ortaya konduğu, masumiyetinin kanıtlandığı anlamına gelir (örneğin, kesin bir alibi, başka bir failin ortaya çıkması gibi). Gerekçede bu ayrımın net bir şekilde yapılması, hem kararın hukuki niteliğini belirler hem de sanığın itibarı ve olası tazminat hakları (CMK m.141 vd.) açısından önemlidir. Gerekçe, hangi delillerle bu sonuca ulaşıldığını açıklamalıdır. CMK m.230 gerekçesinde de belirtildiği gibi, uygulamada sıkça rastlanan 'delil yetersizliği' gerekçesi yerine, eğer durum buysa, 'sanığın suçsuzluğunun sabit olduğu' şeklinde bir gerekçelendirme suçsuzluk karinesine daha uygun olabilir.