Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/1257 sayılı kararında, tefecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin CMK m.230'a aykırı bulunmasının temel sebebi nedir? Mahkemenin delilleri genel bir ifadeyle sayması neden yeterli görülmemiştir?
YCGK 2019/1257 sayılı kararında, Yerel Mahkemenin 'Kanıtların değerlendirilmesi ve gerekçe' bölümünde bütün delilleri genel bir biçimde saydıktan sonra, '...ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların... suçları işledikleri kanaatine varıldığından...' şeklinde soyut bir gerekçeye yer verdiği tespit edilmiştir. Yargıtay, bu tür bir gerekçeyi CMK m.230/1-b'ye aykırı bulmuştur. Çünkü bu fıkra, sadece delillerin sayılmasını değil, 'delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi'ni zorunlu kılar. Mahkemenin, her bir sanığın her bir eylemiyle ilgili olarak hangi delile (örneğin hangi tanık beyanına, hangi belgeye) neden üstünlük tanıdığını, sanıkların savunmalarının hangi delillerle neden çürütüldüğünü veya kabul edildiğini, delillerle ulaşılan sonuç arasındaki mantıksal bağı ayrıntılı bir şekilde ortaya koyması gerekir. Somut olayda, mahkemenin delilleri bir bütün olarak sayıp, sanıkların üzerlerine atılı suçlar ile bu delilleri ilişkilendirerek tartışmaması, hangi fiilin hangi delille sabit görüldüğünü belirtmemesi, gerekçenin yetersiz ve soyut kalmasına neden olmuştur. Bu durum, Anayasa m.141 ve CMK m.34, m.230 ve m.232'ye aykırılık teşkil eder.