CMK Madde 90/2 uyarınca kolluk görevlilerinin, Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde yakalama yetkisine sahip olmaları hangi durumlarda mümkündür? Bu yetkinin kullanılmasında 'gecikmesinde sakınca bulunan hâller' kriteri nasıl yorumlanmalıdır?
CMK Madde 90/2'ye göre kolluk görevlileri, iki durumda Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhal başvurma olanağı bulunmadığı takdirde yakalama yetkisine sahiptirler: 1. Tutuklama kararı düzenlenmesini gerektiren haller. 2. Yakalama emri düzenlenmesini gerektiren haller. Bu hallerin mevcut olması ve aynı zamanda 'gecikmesinde sakınca bulunması' şarttır. 'Gecikmesinde sakınca bulunan hâl', derhal işlem yapılmadığı takdirde suç delillerinin kaybolması, şüphelinin kaçması veya başka bir suretle adaletin tecellisinin engellenmesi tehlikesinin somut olarak var olduğu durumları ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/683 sayılı kararı gibi kararlarda, bu tür durumlar genellikle olayın aciliyeti ve derhal müdahale gerekliliği üzerinden değerlendirilir. Örneğin, hakkında arama kaydı olan bir kişinin sokakta görülmesi ve kaçma ihtimalinin bulunması, gecikmesinde sakınca bulunan bir hal olarak kabul edilebilir.