Ceza Genel Kurulu'nun 2019/380 sayılı kararında, bir aracın delilleri yok etmek amacıyla çaya atılması fiilinin, iddianamede 'Mala Zarar Verme' suç adı ve TCK 151/1 sevk maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, CMK m.225 açısından usulüne uygun bir dava açıldığı sonucuna varılmasının gerekçeleri nelerdir? 'Bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi' ilkesi bu kararda neden farklı yorumlanmıştır?
YCGK 2019/380 sayılı kararında, iddianamenin başlığında suç kısmına 'Mala Zarar Verme' yazıldığı, sevk maddesi olarak 'TCK 151/1' gösterildiği ve olayın anlatıldığı bölümde de aracın çaya atıldığı belirtilmiştir. Yargıtay, genel kural olarak 'bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesinin o olay hakkında dava açıldığı anlamına gelmeyeceğini' belirtmekle birlikte, bu somut olayda farklı bir sonuca varmıştır. Bunun temel gerekçeleri şunlardır: 1) İddianamede suçun adı ('Mala Zarar Verme') ve sevk maddesi (TCK 151/1) açıkça yazılıdır. Daha önceki kararlarda bu ilkenin uygulandığı durumlarda genellikle suç adı ve sevk maddesi belirtilmemiştir. 2) Mala zarar verme suçu genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Bir aracın, delilleri yok etme amacıyla dahi olsa, uçurumdan aşağı atılması doğal olarak o aracın zarar görmesine neden olacaktır. Bu, fiilin kaçınılmaz sonucudur. Dolayısıyla, iddianamedeki anlatım, suç adı ve sevk maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan CMK m.225/1'e uygun, usulünce açılmış bir kamu davası bulunduğu kabul edilmiştir. Burada, fiilin anlatımı (aracın çaya atılması) ile suçun adı ve sevk maddesi arasında doğrudan bir bağlantı ve uyum görülmüştür.