CMK m.225/2'nin mahkemeye tanıdığı 'fiilin nitelendirilmesinde serbesti' ilkesi, CMK m.226'da düzenlenen 'ek savunma hakkı' ile nasıl bir dengeye kavuşturulmuştur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/97 sayılı kararındaki örnek üzerinden açıklayınız.
CMK m.225/2, mahkemenin fiilin hukuki nitelendirmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığını belirtir. Bu, mahkemenin iddianamede anlatılan fiili farklı bir suç olarak niteleyebileceği anlamına gelir. Ancak bu serbesti, sanığın savunma hakkını ihlal etmemelidir. İşte bu noktada CMK m.226 devreye girer. CMK m.226'ya göre, sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. YCGK 2018/97 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'CMK’nun 226. maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını “yargılamanın sınırlılığı” ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hallerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır.' Örneğin, iddianamede kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilen eylemin kasten yaralama suçunu oluşturacağı görüşünde olan mahkeme, sanığa ek savunma hakkı vererek bu suçtan hüküm kurabilir. Böylece, CMK m.225/2'nin tanıdığı serbesti, CMK m.226'nın sağladığı ek savunma hakkı ile dengelenerek adil yargılanma hakkı güvence altına alınmış olur.