İddianamede, sanığın müştekinin aracını çaldığı (hırsızlık) anlatılmıştır. Yargılama sırasında, sanığın aracı çalmadığı, müştekinin kendisine emanet ettiği aracı geri vermediği (güveni kötüye kullanma) anlaşılmıştır. Mahkeme, bu durumda nasıl bir yol izlemelidir?
Mahkeme, fiilin hukuki niteliğini değiştirerek ve sanığa ek savunma hakkı tanıyarak, güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurabilir. Burada maddi olay (aracın sanığın zilyetliğinde olması ve iade edilmemesi) aynıdır, ancak bu zilyetliğin nasıl başladığı (hırsızlıkla mı, emanetle mi) değişmektedir. Bu değişiklik, fiilin hukuki niteliğini temelden değiştirir. Hırsızlık ve güveni kötüye kullanma farklı suçlardır. Bu nedenle, mahkeme CMK m. 226 uyarınca, sanığa eylemin 'güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturma ihtimalini bildirmeli ve bu yeni nitelendirmeye karşı savunmasını almalıdır. Bu usuli işlemden sonra, güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurması CMK m. 225'e uygun olur.