Bir beraat hükmünün gerekçesinde, mahkeme sadece 'sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatine' demekle yetinmiştir. Bu gerekçenin, dosyada sanık aleyhine ciddi tanık beyanları veya başka emareler olduğu bir durumda yeterli olup olmadığını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #156213

Bu gerekçe, dosyanın içeriğine göre yetersiz kalabilir. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, bir sonuçtur; bir gerekçe değildir. Mahkemenin, neden bir 'şüphe' durumunun ortaya çıktığını açıklaması gerekir. Eğer dosyada sanık aleyhine ciddi deliller (örneğin, birden fazla tanığın tutarlı beyanı) varsa, mahkeme bu delillere neden itibar etmediğini, bu delillerin güvenilirliğini sarsan çelişkilerin neler olduğunu veya bu delillere rağmen sanığın masumiyetini gösteren hangi karşı delillerin bulunduğunu gerekçesinde tartışmalıdır. Aleyhteki delilleri hiç tartışmadan, sadece soyut bir 'şüphe' ifadesine sığınmak, kararı denetime elverişsiz ve potansiyel olarak keyfi hale getirir. Bu, CMK m. 230(1)(b)'nin 'delillerin tartışılması' ve 'reddedilen delillerin belirtilmesi' yükümlülüğünün ihlalidir.