CMK m. 90(2) uyarınca kolluk tarafından yapılan yakalamanın hukuka aykırı olduğu tespit edilirse, bu durum yakalanan kişinin daha sonra kendi rızasıyla ve müdafii huzurunda verdiği ikrarın geçerliliğini etkiler mi?
Bu durum, 'zehirli ağacın meyvesi' doktrininin istisnalarından olan 'hukuka aykırılığın etkisinin ortadan kalkması' (attenuation doctrine) veya 'bağımsız kaynak' (independent source) kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Eğer hukuka aykırı yakalama ile sonraki ikrar arasında illiyet bağı kopmuşsa, ikrar geçerli sayılabilir. İlliyet bağının koptuğunun göstergeleri şunlardır: 1) Aradan geçen zaman: Hukuka aykırı yakalamadan hemen sonra değil de, bir süre geçtikten sonra ifadenin alınması. 2) Araya giren olaylar: Özellikle, kişinin müdafii ile görüşmesi ve haklarının tam olarak anlatılması. 3) Hukuka aykırılığın niteliği: Yakalamadaki hukuka aykırılık, çok ağır ve kasıtlı bir ihlal değilse, etkinin zayıfladığı kabul edilebilir. Dolayısıyla, haksız yakalamaya rağmen, kişi daha sonra avukatıyla görüşüp, haklarını tam olarak anladıktan sonra, özgür iradesiyle ikrarda bulunursa, bu ikrar genellikle geçerli kabul edilir. Ancak ilk yakalamadaki ağır baskı veya kötü muamele devam etmişse, ikrar geçersiz sayılır.