İddianamede sanığın eylemi 'dolandırıcılık' (TCK m. 157) olarak nitelendirilmiştir. Yargılama sırasında sanığın eyleminin aslında 'tefecilik' (TCK m. 241) olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme, iddianamede anlatılan fiilin (faizle borç para verip karşılığında senet alma) her iki suça da uyabileceğini düşünerek, ek savunma hakkı verip tefecilikten hüküm kurabilir mi?
Evet, kurabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10154 E., 2018/196 K. sayılı kararında, dolandırıcılıktan açılan bir davada, sanık hakkında tefecilikten mahkumiyet kurulması, o sanık için tefecilikten de dava açılmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Ancak, eğer iddianamede anlatılan fiil, hem dolandırıcılığın hem de tefeciliğin unsurlarını içeriyorsa ve mahkeme fiilin hukuki niteliğinin tefecilik olduğu kanaatine varırsa, bu bir hukuki nitelendirme değişikliğidir. Bu durumda mahkeme, CMK m. 226 uyarınca sanığa bu yeni nitelendirmeye karşı ek savunma hakkı tanımak koşuluyla, tefecilik suçundan hüküm kurabilir. Önemli olan, sanığın yargılandığı maddi olayın dışına çıkılmamasıdır.