Bir mahkumiyet kararının gerekçesinde, sanığın TCK m. 62 uyarınca takdiri indirimden yararlandırılmamasının nedeni olarak 'sanığın suçunu inkar etmesi' gösterilmiştir. Bu gerekçe, Anayasa m. 38/5'teki 'Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz' (susma hakkı) ilkesine aykırı mıdır?
Bu gerekçe, susma hakkı ve masumiyet karinesi ile çeliştiği için hukuka aykırıdır. Sanığın suçu inkar etmesi, onun Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınmış en temel savunma hakkıdır. Sanığı, suçu inkar ettiği için cezalandırmak veya lehe olan bir hükümden (takdiri indirim) mahrum bırakmak, savunma hakkının özünü zedeler. Yargıtay, istikrarlı bir şekilde, 'suçu inkar etme'nin veya 'susma hakkını kullanma'nın tek başına takdiri indirim uygulanmaması için geçerli bir gerekçe olamayacağını kabul etmektedir. Mahkeme, takdiri indirimi uygulamamak için sanığın 'yargılama sürecindeki pişmanlık göstermeyen tavırları', 'suçu başkasına atma çabası' gibi somut ve olumsuz davranışlarına dayanabilir, ancak sadece suçu inkara dayanamaz.