Bir ceza davasında, sanığın eyleminin TCK m. 251'de düzenlenen 'denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete sebebiyet verme' suçunu oluşturabileceği halde, iddianamede bu eylem 'zimmet suçuna iştirak' olarak nitelendirilmiştir. Bu iki suç tipi arasındaki fark ve bu durumun CMK m. 225 açısından önemi nedir?
İki suç tipi arasında önemli farklar vardır. 'Zimmet suçuna iştirak' (TCK m. 247, 37-39), sanığın zimmet fiilini işleyen asıl failin eylemine ortak bir suç işleme kararıyla, kasten katıldığını gösterir. 'Denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete sebebiyet verme' (TCK m. 251) ise, sanığın zimmeti bizzat işlememesi veya iştirak etmemesi, ancak kendi denetim görevinin gereklerini ihmal ederek veya geciktirerek bir başkasının zimmet suçunu işlemesine 'imkan sağlaması' halidir. İkincisi, daha az cezayı gerektiren, ihmali bir suçtur. CMK m. 225 açısından önemi şudur: Eğer iddianamede 'iştirak' anlatılmamış, sadece 'denetim görevini ihmal' fiili anlatılmışsa, mahkeme iştirakten ceza veremez. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/8230 E. sayılı kararında da, iddianamede iştirak anlatımı yokken sanıkların zimmetten sorumlu tutulması bozma nedeni sayılmıştır. Mahkeme, fiili doğru niteleyerek, daha lehe olan TCK m. 251'den (eğer anlatım buna uyuyorsa) hüküm kurabilir.