CMK m. 90(4) uyarınca yakalanan kişiye 'kanuni haklarının derhal bildirilmesi' zorunluluğunun ihlal edilmesi, yani hakların hiç veya geç bildirilmesi, yakalama işleminin geçerliliğini ve bu sırada elde edilen delillerin hukuki durumunu nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #156141

Kanuni hakların bildirilmesi (susma hakkı, müdafi isteme hakkı, yakınlarına haber verme hakkı vb.), adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının temel bir güvencesidir. Bu hakkın ihlali, öncelikle yakalama sonrası alınacak ifadenin hukuka aykırı hale gelmesine neden olur (CMK m. 148/4). Bu şekilde alınan ifade, sanığın rızası olsa dahi delil olarak kullanılamaz. Yakalama işleminin kendisinin geçerliliğini ise somut olayın koşullarına göre değerlendirmek gerekir. Eğer hakların hatırlatılmaması, sanığın kendi aleyhine delil vermesine veya savunma hakkını etkin kullanamamasına yol açmışsa, bu durum tüm soruşturma sürecini sakatlayabilir. Örneğin, müdafi isteme hakkı hatırlatılmadığı için avukatsız yapılan bir yer gösterme işlemi sonucu bulunan bir delil, 'zehirli ağacın meyvesi' doktrini gereği hukuka aykırı sayılabilir. Ancak, hakların hatırlatılmamasının, yakalama anında yapılan ve sadece güvenlik amaçlı olan bir kaba üst aramasında tesadüfen bulunan bir delilin geçerliliğini tek başına ortadan kaldırması beklenmez. Her olay kendi içinde değerlendirilmelidir.