Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8. maddesinde sayılan 'karar alınmadan yapılacak arama' hallerinin yasal dayanağı ve Anayasa'nın 20. maddesindeki 'hakim kararı' güvencesi karşısındaki durumu nedir? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıl olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #156125

Yönetmeliğin 8. maddesinde sayılan haller (örneğin, yakalama emri olanın üst araması, gözaltına alınan kişinin araması, suçüstü hali vb.), Anayasa'nın 20. maddesindeki 'hakim kararı' güvencesinin istisnalarını oluşturur. Bu istisnaların meşruiyeti, yine Anayasa ve kanunlardan kaynaklanmaktadır. Örneğin, yakalama anındaki arama CMK m. 90/4'teki 'tedbir alma' yetkisine; suçüstü hali ise PVSK Ek m. 6'daki 'delilleri koruma' görevine dayanır. Bu haller, gecikmesinde sakınca bulunan ve derhal müdahale gerektiren durumlardır. Danıştay 10. Dairesi, 2007/948 K. sayılı kararında Yönetmeliğin bu tür maddelerini kanunların uygulanmasını gösteren ve onlara aykırı olmayan düzenlemeler olarak görmüş ve iptal taleplerini reddetmiştir. Ancak, aynı kararda 'ilgilinin rızası' ile aramayı düzenleyen ibareyi, temel hakların vazgeçilmezliği ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. Dolayısıyla, karar alınmadan yapılacak arama, ancak kanunun açıkça izin verdiği, istisnai ve dar yorumlanması gereken hallerde mümkündür.