Yerel mahkeme, bir beraat hükmünün gerekçesinde sadece 'delil yetersizliği' ifadesini kullanmıştır. CMK m. 230(2) ve masumiyet karinesi ışığında bu tür bir gerekçe yeterli ve geçerli midir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?
Hayır, yeterli ve geçerli değildir. CMK m. 230(2), beraat hükmünün gerekçesinde CMK m. 223(2)'de belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesini ister. Bu haller; fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmamasıdır. Sadece 'delil yetersizliği' demek, 'suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' (şüpheden sanık yararlanır ilkesi) anlamına gelir. CMK m. 230'un gerekçesinde de belirtildiği üzere, bu ifade masumiyet karinesiyle tam olarak örtüşmez. Mahkeme, delilleri tartışarak sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden arınmış, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığını, mevcut şüphenin sanık lehine yorumlandığını açıkça gerekçelendirmelidir. Yargıtay, bu şekilde soyut ve yetersiz gerekçelerle kurulan hükümleri bozmaktadır.