Bir memurun, 657 sayılı Kanun'un 86. maddesi uyarınca vekaleten bir görevi yürütmesi ile 'tedviren' görevlendirilmesi arasında hukuki ve mali sonuçlar açısından ne gibi bir fark bulunmaktadır? Metindeki Danıştay kararları bu ayrımı nasıl yapmaktadır?
Metindeki Danıştay kararlarına göre bu iki kavram arasında önemli farklar vardır. 'Vekaleten atama', 657 sayılı Kanun'un 86. maddesinde düzenlenen, belirli şartlara (geçici ayrılma, boş kadro vb.) ve usule tabi bir işlemdir. Vekaleten atanan ve asilde aranan şartları taşıyan memur, belirli koşullarda vekalet aylığı alabilir. 'Tedviren görevlendirme' ise kanunda düzenlenmemiş, idari bir uygulamadır. Genellikle asilde aranan şartları taşıyan bir vekil bulunamadığında, hizmetin aksamaması için en yakın personelin o işleri yürütmekle görevlendirilmesidir. Danıştay, tedviren görevlendirilen ve asilde aranan şartları taşımayan bir memura 'vekalet aylığı' ödenemeyeceğine, ancak angarya yasağı gereği fiilen yürüttüğü görev karşılığında 'tazminat' niteliğinde bir ödeme yapılması gerektiğine karar vermektedir. Yani hukuki statüleri ve mali hakları farklıdır.