Türk hukukunda, bir kişinin kendi rızasıyla başkasına verdiği borç para karşılığında, alacaklının fahiş bir faiz oranı uygulaması durumunda, bu sözleşmenin geçerliliği nasıl değerlendirilir? TBK'daki 'aşırı yararlanma (gabin)' ve 'muvazaa' kavramları bu duruma uygulanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #154214

Bu durum, birden fazla hukuki kurum çerçevesinde değerlendirilebilir. 1) Aşırı Yararlanma (Gabin - TBK m. 28): Eğer alacaklı, borçlunun zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanarak, edimler arasında 'açık bir oransızlık' yaratmışsa (fahiş faiz), borçlu bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek verdiğini geri isteyebilir. 2) Ahlaka Aykırılık (TBK m. 27): Yargıtay, tefecilik boyutuna varan fahiş faiz anlaşmalarını, kamu düzenine ve ahlaka aykırı bularak 'kesin hükümsüz' (mutlak butlan) saymaktadır. Bu durumda, sözleşme baştan itibaren geçersizdir ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın bu geçersizlik ileri sürülebilir. 3) Muvazaa: Eğer taraflar, fahiş faizi gizlemek için, borcu daha yüksek bir ana para olarak göstermişlerse (örneğin 100 TL borç verip, 150 TL borç senedi imzalatmışlarsa), bu durumda işlemin görünen kısmı (150 TL) muvazaalı, gizli kısmı (100 TL ana para + fahiş faiz) ise ahlaka aykırılık nedeniyle geçersiz sayılır. Borçlu, borcunun sadece gerçekte aldığı ana para miktarı kadar olduğunu ispat edebilir.