Ceza yargılamasında, hukuka aykırı bir arama sonucu elde edilen uyuşturucu madde delil olarak kullanılamaz (CMK m. 217). Bu durumda, dosyada sanığın bu uyuşturucuyu kullandığına dair bir de 'özgür iradeye dayalı ikrarı' varsa, bu ikrar tek başına mahkumiyet için yeterli midir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2005/150 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #154182

Bu durum, 'hukuka aykırı delillerin dolaylı etkisi' veya 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesiyle ilgilidir. Yargıtay CGK'nın 2005/150 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, hukuka aykırı delil (arama sonucu bulunan uyuşturucu) dışlandıktan sonra, geriye kalan delillerin (bu örnekte ikrar) mahkumiyet için yeterli olup olmadığı değerlendirilir. Eğer sanığın ikrarı, bu hukuka aykırı arama ve delil elde etme sürecinin doğrudan bir sonucu olarak, yani bu delilin baskısıyla ortaya çıkmışsa, bu ikrar da 'zehirli ağacın meyvesi' olarak kabul edilebilir ve delil değerini yitirir. Ancak, ikrar, hukuka aykırı delilden tamamen bağımsız, özgür iradeyle ve başka etkenlerle verilmişse, teorik olarak tek başına delil olabilir. Fakat uygulamada Yargıtay, tek başına kalan soyut bir ikrara (başka hiçbir yasal delille desteklenmeyen) dayanarak mahkumiyet kurulmasını genellikle bozma nedeni saymaktadır. Dolayısıyla, hukuka aykırı delil dışlandıktan sonra sadece bir ikrar kalmışsa, beraat kararı verilmesi kuvvetle muhtemeldir.