Ceza muhakemesinde, şüphelinin kollukta (poliste) avukatı olmaksızın verdiği ve daha sonra mahkemede reddettiği bir ikrar, başka bir sanık aleyhine 'ifade' olarak kullanılabilir mi?
Bu durum oldukça tartışmalıdır. CMK m. 148/4, bu ifadenin ikrarda bulunan sanığın 'kendisi' aleyhine hükme esas alınamayacağını söyler. Ancak başka bir sanık aleyhine delil olup olamayacağı açıkça düzenlenmemiştir. Yargıtay kararlarında bu tür ifadelerin, başka bir sanık aleyhine 'delil başlangıcı' olarak kabul edilebileceği, ancak tek başına mahkumiyete yeterli olmayacağı ve mutlaka başka somut ve güvenilir delillerle desteklenmesi gerektiği belirtilmektedir. AİHM ise, adil yargılanma hakkı (AİHS m. 6) kapsamında, bir sanığın mahkumiyetinin belirleyici ölçüde, sorgu sırasında savunma haklarından yararlanamayan başka bir sanığın ifadelerine dayandırılamayacağını vurgulamaktadır. Dolayısıyla, bu tür bir ifade, tek başına ve belirleyici delil olarak kullanılamaz; güçlü yan delillerle desteklenmesi mutlak bir zorunluluktur. (Bkz. Yargıtay 6. CD, E. 2015/1932, K. 2018/1069)