Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/710 K. sayılı kararında, belirli süreli iş sözleşmesinin sürenin bitimiyle sona ermesinin kıdem tazminatı hakkı doğurmayacağı belirtilmiştir. Bu kararda atıf yapılan Yargıtay'ın 1993/14 K. sayılı kararında ise 'iş akdini haklı sebeple feshetmesi halinde işyerinde çalışması karşılığı olan kıdem tazminatını alabilir. Bunun için iş akdinin belirli ya da belirsiz süreli olmasının sonuca etkisi yoktur' denilmektedir. Bu iki karar arasında bir çelişki var mıdır? Yoksa birbirini tamamlayan ilkeler midir? Açıklayınız.
Bu iki karar arasında bir çelişki yoktur; aksine birbirini tamamlayan ilkelerdir. İlk karar (2014/710 K.), sözleşmenin 'kendiliğinden sona erme' halini ele almaktadır. İkinci karar (1993/14 K.) ise, sözleşmenin süresi dolmadan taraflardan biri tarafından 'feshedilmesi' halini ele almaktadır. 1475 sayılı Kanun m. 14, kıdem tazminatına hak kazanmayı 'fesih' nedenlerine bağlamıştır. Eğer belirli süreli sözleşme süresi dolmadan, işçi tarafından haklı bir nedenle (İş K. m. 24) veya işveren tarafından haksız bir nedenle feshedilirse, bu durum 14. maddede sayılan fesih hallerine girdiğinden, işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Yani, sözleşmenin türü (belirli/belirsiz) değil, sona erme şekli (kendiliğinden sona erme mi, fesih mi) kıdem tazminatı hakkını belirlemektedir.